Alaz Vural

Alaz Vural
@Alazvural
Deneyim dediğimiz şey,yitirdiğimiz masumiyetimiz değilmi?
England / London
61 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
Aleksey aleksandroviç kıskanç biri değildi.Ona göre kıskançlık karısına hakaret gibi oluyordu ve karısına güveni olmalıydı.Neden güvenmesi gerektiğini,yani genç karısının onu her zaman seveceğinden emin olması gerektiğini kendine sormuyordu. Güvensizlik hissetmiyordu “olması gerektiği için güveniyorum” diyordu kendine. Şimdi de kendine kıskançlığın utanılacak bir his olduğu düşüncesi kırılmadıysa bile mantıksız bir şeyle yüz yüze olduğunu hissediyordu ve ne yapacağını bilemiyordu. Aleksey Aleksandroviç hayatın ta kendisiyle yüz yüzeydi,karısının kendisini başka birini sevme ihtimali ile karşı karşıyaydı. Bu ona mantıksız anlamsız geliyordu çünkü bu hayattı. Hayatı boyunca aleksey iş çevrelerinde,hayatın yansımalarında yaşadı ve çalıştı,hayatla karşılaştığı her seferde ondan kaçıyordu. Bir insan bir ucurumun üstündeki köprüden rahatlıkla geçiyor ve sonra bu köprünün yıkıldığını ve uçurumu gördüğü zamanki hissettiği şeyi,şimdi aynı şeyi hissediyordu. Uçurum hayatın ta kendisiydi.
Lilith
Reklam
Çicero ile birlikte bütün Stoacılar, kendi eliyle hayata son vermeyi erdemli bir insanın eylemi olarak algılamışlardı. Camus’a göre ise intihar etmek, zaten absürd olan hayata daha da absürd bir tepki vermek demekti. Sanırım iyi bir ölüm en iyi hayat hikayemiz oluyor.
Jose saramago derki; ”Kötü kader diye birşey yoktur; 21. yüzyıl vardır ve bu yüzyıl, yavrucuğum; bir kelebeği bile intihar ettirebilir.” Çok manidar...
Hallac-ı mansur “cehennem acı çektiğimiz yer değil, acı çektiğimizi kimsenin duymadığı yerdir.” diyor. Dünyamızın bir başka tanımı.