Odamda beni kitaplarım bekler. Bu yegane tesellidir. Her
eşyasını ayrı ayrı ve gayet iyi tanıdığım bu odada yalnız onlar
her zaman için yeni bir koku taşırlar. Her zaman söyleyecek
birçok lafları vardır.
Matmazel,herkes sevilmek ister...
Ne çare ? Hatta vahşi hayvanlar bile,kapandıkları kafesin demir çubukları arasından ağızlarını uzattıkları zaman birinin kendilerini okşamasını beklerler.
Fakat insanlık,karanlıkta kalarak yolun yanından geçti.
Oysa bundan haberdardı.Tanrı ona bu yolu bildirmişti,fakat insanlık içinde bulunduğu sis tabakasını sebepsiz kalınlaştırarak ve uçuruma doğru yuvarlanarak yolunu daha fazla şaşırdı.
Karanlık patikalarda güpegündüz bocalayıp durdu.Sonunda da felaketi anlayınca, “ Acaba esenliğe çıkacak yol nerede? “ diye çırpındı.
Şimdi ki kuşaklar,geçmişin bu hatalarını anlıyorlar,hayret ediyorlar,atalarının yaptığı bu hatalarla eğleniyorlar.
Fakat bütün bu tarihin Tanrı’nın ilhamıyla yazıldığını,harflerinden her birinin de şimdiki insanlığı göstererek “intikam” diye bağırdığını görmüyorlar.
Bugünkü insanlık da yine gülmeye,alay etmeye ve gelecek kuşakların kınayacakları hataları işlemeye devam edip gidiyor.
Hepimizde hatalarımızı hoş görme zayıflığı vardır.
Suçu başkasına,örneğin bir hizmetçiye,o sırada hazır bulunan alt derece bir memura,eşimize yüklemeyi tercih ederiz.
Öyle ya öfkeyi hafifletmek gerek...