Kafamın içi sayfalar dolu ama boş sayfalar onları doldurmak için okuyorum.
Okuduğum kitapları ve filmleri paylaştığım İnstagram bloğum @complicatedblog takip ederseniz çok sevinirim.
Kitabı hemen okuduktan sonra sıcağı sıcağına yorum yazıyorum ve bu kitabın yorumunu yazmaya başlarken böyle ekranla bir bakışa kaldım. O kadar etkilendim ki kitaptan ve o etkiyi, yaşattıklarını, düşündürttüklerini anlatabilecek kelimleri bulamadığımı fark ettim.
Ama size kitabı yine kitapta geçen şu diyalogla aktarabilirim belki;
“Acıyorlar bana. Ben ölünce daha iyi olacak..”Bunu söylemek istedi. Ama söyleyecek hali kalmamıştı. “Zaten iş söylemekte değil, yapmak gerek,” diye düşündü. Karısına oğlunu gösterdi, “ Çıkar... yazık ... Sana da...” dedi. “Prosti(affet),” diye eklemek istedi. Dili dolaştı, “Propusti(bırak geçeyim,” dedi.
.
.
85 sayfalık İvan İlyiç’in ölüm döşeğinde yaşadıklarını ve ona acı veren ‘ben hayatı gerektiği gibi yaşayamadım mı ?’ düşüncesi. Etrafını çepeçevre saran yalana tahammülü kalamayışı, beklediği ilgiyi belki de sevgiyi göremediği için acı çekişi. Kendine en yakın hissettiği kişi hizmetçisiydi çünkü bir tek o ona ‘ölmeyeceksin’ yalanını söylemiyordu çünkü bir tek o onu kandırmıyordu.
.
.
Kitabı bitirdikten sonra kendime sorduğum soru şuydu ; “ Hayatı yaşamak için ve öldüğümde pişman ve eksik hissetmemek için ‘gereken şey’ ne acaba ?”
.
İvan İlyiç’ de bunu düşünerek öldü galiba.
.
Okuyalım okutalım Kitaplarla kalın