“İçime bakmaya alışmıştım. İçeriyi çok kalabalık gördüm, gördüm de bir şey yapamadım. Kendi içimde durmadan bir dalgalanma ve kendi içime çarpıp durma sesleri içindeydim. Seslerim hep bunları duymak ve anlamlandırmak için dikkat kesilmiş kulaklarımla kendime dönük ve çıt çıkmasından hoşlanmayan bir dehlizdeydim. Asıl sormak ve duymak istediğim hiçbir şeyi kimseye soramadım. Bana da hiç asıl söyleyebileceklerim sorulmadı.”
“Eğer her şey çocukluk dönemi ile açıklanırsa, o zaman her şey bir başkasının kusuru olarak değerlendirilir ve insanın kendi sorumluluğunu üstlenme gücüne duyulan güven de küçümsenmiş olur.”