Hayır, Allah’tan
bir şey istemiyecekti artık. Onu kaderiyle veya ömrünün
arızalariyle karşılaştırmıyacaktı. Çünkü istediği şey olmazsa
kaybı iki misli olacaktı.
Elbette ki iki asırlık
hezimetlerin, çöküntülerin, henüz kendi şartlarını bulamamış
bir imparatorluk artığı olmamızın bir yığın neticesini hayatımızda, hatta etimizde duyacağız. Fakat bu ıstırabın bizi inkara götürmesi, daha büyük bir hezimeti kabul değil midir?
Vatan ve millet, vatan ve millet oldukları için sevilir; bir din,
din olarak münakaşa edilir, ret veya kabul edilir, yoksa hayatımıza getirecekleri kolaylıklar için değil…