İnsancıklar,
Yoksulluğa, sefalete, hayata tutunmaya çalışan insancıklar.
Dostoyevski'nin ilk kitabı, ilk sayfasından itibaren okuru içine çeken, ona karakterlerin içinde bulunduğu yoksulluğu sonuna kadar yaşattıran ilk kitabı.
Kitapta iki aşığın bir birine yazdıkları aşk dolu, şefkat dolu mektuplaşmalar vardır.
Bir tarafta Varvara Dobroselova diğer tarafta Makar Devuşkin.
Makar, Varvaraya çok aşıktır, bu öyle bir aşk ki Varvara karşı apartmanda oturmasına rağmen sırf yaşadıkları mahallede Varvaraya kötü bir söz gelmesin diye kapısına bile gidemediği bir aşktır.
Dönemin o zor koşulları ve parasızlığı gereği evlenmek bir yana insanlar sevgilerini bile tam gösteremez konuma gelmiştir. Toplumda parasızlık, açlık vardır bu da topluma mutsuzluğu getirir sadece. Sevdiğine ulaşamamak, toplum baskısından dolayı evinin önüne bile gidememek...
Aslında o zor koşullara rağmen insanların içinde varolan aşk, sevgi ve haz asla gitmez, zaten insanı ayakta tutan bu değil midir? her koşulda bile sevgiyi karanlık bir mağarada elinde mumla arayan ruh, işte insana insan olduğunu hatırlatan, koşullar ne olursa olsun içinde olan o umuttur sevgi.
Varvara zor koşullar yaşamış, yanında olduğu dostlarını, ailesini kaybetmiş bir insandır. İlk dostu ve belki de ilk aşkı olan Pokrovski'nin ölümü Varvarada geçmeyecek derin izler bırakır. Daha 17 yaşında yaşadığı bu derin hüznü aradan uzun yıllar geçmesine rağmen, hala bahsettiğinde bile yüreği sızlatır.
Dostoyevski derin iç tahlilleri ile karakterin içinde bulunduğu durumu o kadar iyi anlatır ki bize asla ama asla ilk kitabında böyle bir yazarın var olduğuna inandıramaz bizi.
Makar'ın, Varvaraya olan sevgisi katıksız, saf bir sevgidir. Yeri geldiğinde "güvercinim, sevgilim,canım" der, yeri geldiğinde de onu kendi kızıymış gibi kendi çocuğuymuş