Ali söğüt

Ali söğüt
Mutluluğun iyi edemediğini iyileştirecek ilaç yoktur.
BÜYÜK JÖN
Puan vermedi
Türk sinemasında hayranlıkla izlediğim büyük sanatçının başından bu kadar üzücü olayların geçmesini asla hayal dahi edemezdim. Günümüzde ünlü olmak basit ve saçma hareketler yapıp ulaşılabilirken, her türlü zorluğa direnip en sert koşullarda film çekip ve bundan asla şikayet etmeyen böylesi büyük sanatçıları gördüğüm zaman anlıyorum ne kadar kıymetli olduklarını. Kitap Tarık Akan'ın Almanya gezisindeyken kültür üzerine söylediği bir sözden dolayı ülkeye dönüşte tutuklanması ile başlar. Bu söz kültür emperyalizmine karşı ''2. Dünya Savaşı'nı da kazanacağız'' sözlerinin Tercüman Gazetesinde Akan'ın sözlerinin çarptırılarak bunu Türk Devleti aleyhine söylenmiş sözlermiş gibi 1. Sayfada abartarak ve yalan söylerek yazması üzerine başlar. Tabii Tarık Akan kültür için söylediği sözlerinin başına bu kadar iş açacağından habersizdir. Ülkeye dönüş yolunda daha uçaktayken yakalanacağını tahmin etmiştir. Çünkü neden tutuklanmasın ki bulunduğu dönem 80 darbesi dönemidir ve yanlı bir gazetede sözleri yalan yalan yazılmıştır. İşte başına gelecekler böylece başlamış olur. Önce 1. Şubeye götürülür, haftalarca orada sorgusu dahi alınmadan özgürlüğünden alıkonulur. 1. Şube öyle bir yerdir ki orada görev yapan polisler bile Tarık Akan'ı tanımasına rağmen konuşamaz, bir merhaba bile diyemez işte böyle bir ortamda haftalarını geçirir Akan. 1. Şubede beraber kaldığı insanlarla arkadaş olur, yeri gelir kendisi bile sanatçı olduğunu unutur. İşkence gören insanlara yardım etmek ister, en azından bakın yalnız değilsiniz bende burdayım demek ister ama maalesef ki 1. Şubede işler istediği gibi gitmez. Bir sigara dahi içmek artık ulaşılmaz hayal olur onun için. Haftalarca bir duş dahi alamamaktan dolayı kafası ve bedeni bitlenir. Gördükleri çok ağır gelir ve zihni artık yorulur. Tek yapmak
Anne Kafamda Bit VarTarık Akan · Can Yayınları · 20247,1bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
BÜYÜK BİR YAZARLIĞIN İLK ADIMI
Puan vermedi·184 syf.··
2024 9. kitabı
İnsancıklar, Yoksulluğa, sefalete, hayata tutunmaya çalışan insancıklar. Dostoyevski'nin ilk kitabı, ilk sayfasından itibaren okuru içine çeken, ona karakterlerin içinde bulunduğu yoksulluğu sonuna kadar yaşattıran ilk kitabı. Kitapta iki aşığın bir birine yazdıkları aşk dolu, şefkat dolu mektuplaşmalar vardır. Bir tarafta Varvara Dobroselova diğer tarafta Makar Devuşkin. Makar, Varvaraya çok aşıktır, bu öyle bir aşk ki Varvara karşı apartmanda oturmasına rağmen sırf yaşadıkları mahallede Varvaraya kötü bir söz gelmesin diye kapısına bile gidemediği bir aşktır. Dönemin o zor koşulları ve parasızlığı gereği evlenmek bir yana insanlar sevgilerini bile tam gösteremez konuma gelmiştir. Toplumda parasızlık, açlık vardır bu da topluma mutsuzluğu getirir sadece. Sevdiğine ulaşamamak, toplum baskısından dolayı evinin önüne bile gidememek... Aslında o zor koşullara rağmen insanların içinde varolan aşk, sevgi ve haz asla gitmez, zaten insanı ayakta tutan bu değil midir? her koşulda bile sevgiyi karanlık bir mağarada elinde mumla arayan ruh, işte insana insan olduğunu hatırlatan, koşullar ne olursa olsun içinde olan o umuttur sevgi. Varvara zor koşullar yaşamış, yanında olduğu dostlarını, ailesini kaybetmiş bir insandır. İlk dostu ve belki de ilk aşkı olan Pokrovski'nin ölümü Varvarada geçmeyecek derin izler bırakır. Daha 17 yaşında yaşadığı bu derin hüznü aradan uzun yıllar geçmesine rağmen, hala bahsettiğinde bile yüreği sızlatır. Dostoyevski derin iç tahlilleri ile karakterin içinde bulunduğu durumu o kadar iyi anlatır ki bize asla ama asla ilk kitabında böyle bir yazarın var olduğuna inandıramaz bizi. Makar'ın, Varvaraya olan sevgisi katıksız, saf bir sevgidir. Yeri geldiğinde "güvercinim, sevgilim,canım" der, yeri geldiğinde de onu kendi kızıymış gibi kendi çocuğuymuş
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202377bin okunma
Varolmanın Dayanılmaz Ağırlığı
Puan vermedi·95 syf.··
2024 10. kitabı
Benzerlik insanın hayatına bu kadar mı zuhur eder? Benzerlik onu benliğinden alıp başka benliklerin içine koyabilir mi? Benzerlik aklını başından alıp, onu başka zaman dilimlerine, başka aleme başka dünyalara götürebilir mi? Benzerlik uğruna cinayet işlenebilir mi? İşte benzerlik burada kendini öylesine belli ediyor ki sanki gördüğümüz şey benzer değilde aslı gibi. Baykuşların en büyük özellikleri karanlıkta bile çok net görmeleridir. Kitabı okumadan önce hatta okurken bile bir baykuşun nasıl kör olabileceğini hep düşündüm, olamaz mümkün değil dedim böylesi bir canlının en büyük özelliği görmesi. Peki göremezse nasıl yaşar ki? Sonra şundan emin oldum ki asıl mesele görmek değil. Öyle olsaydı benzerlik kendini ortaya çıkarırdı? Asıl mesele özüne inebilmek. Kitap, karakterin kendi evinde bir hayal görmesi ile başlar. Bu hayal, içinde pencere olmayan duvardan görünür karaktere. Genç bir kızın, ağaç dibinde oturan yaşlı adama su verdiği, karşısında raks ettiği ve aralarında ırmağın geçtiği andır bu gördüğü. Bu gerçekten hayal midir? Ya da gerçek midir bilinmez. Çünkü Sadık Hidayet bunu o kadar güzel anlatmış ki bazen buna evet bu hayaldi ya da hayır bu tamamen gerçek diyor beyin. Kızın boyu, yüzü, elleri her yeri o kadar etkilemiştir ki karakteri, onu sanki ilk defa değil de hep tanıyormuş gibi hisseder. Üstelik bu gördüğü kızı sonradan kendi eli ile doğrayıp parçalara bölecektir. Kitabın ilerleyen yerlerinde bu aşık olduğu kızın kendi annesi olduğunu anlarız. Zira annesi karakteri bırakıp çekip gitmiştir üstelik bebek olmasına rağmen. İçinde annesine karşı olan nefreti evine nisafir ettiği, aşık olduğu kızın parçalanmasına neden olur çünkü kız annesine benzemektedir, her ne kadar beğense, aşık olsa da annesinin ona yaptığı muameleden sonra sanki kızı parçalasa tüm
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,7bin okunma

Ali söğüt

, bir kitap okudu
9/10
·88 syf.··
2024 1. kitabı
Anonim
8.3/10 · 1.772 okunma
HAYATTA KALMA ÇABASI
9/10
·88 syf.··
2024 1. kitabı
Küçük yaşlarda babasının yaptığı bir hata yüzünden yaşadıkları yerden sürgün edilen Lazaro'nun hikayesi. Babasız kaldığında annesi onlara bakmak için gittikleri kasabada iş bulur. Bu iş, seyislerin elbisesini yıkamaktır. Zaman içinde gittiği ahırda bir siyahi ile tanışır ve tanışma onların bebekleri olmasına kadar gider. Babasının yaptığı hatayı, siyahi adam da yapar ve oradan da sürgün edilirler hem bu sefer daha ağır cezalar ile. Belki de Lazaro'nun hayatının böyle olmasına sebep olan şeyler bunlardır. Babasının yapmış olduğu hatalar, sürgün edilmeleri. Bunlar Lazaro'nun daha küçükken belki de ona doğru yol gibi gelip kişiliğinin oluşmasına sebep olmuştur. Daha sonra annesinin vasıtası ile kör bir adam ile tanışır. Bu adam dilencidir. İnsanların duygularını sömürerek onlardan para koparır. Hamile kadınların bebeklerinin cinsiyetlerini tahmin ederek, eşleri ile kötü giden evliliklerine çözüm arayan kadınlara dua ederek ya da ruhlarını bu sözler ile doyurmak isteyen insanlara duymak istedikleri kelimleri söyleyerek onların çeplerini boşaltır. Annesi Lazaro'yu daha iyi bir geleceği olsun diye bu adamın yanına verir ama adamın ne kadar cimri ve açgözlü olduğunu tahmin edemez. Lazaro için artık kötü günler başlamıştır bu adamın yanında. Açlıktan uyuyamaması, yemeği kör adamdan bir parça fazla yedi diye yemediği dayak kalmaması, kör adamı yanlış yoldan götürüyor diye başından bastonun eksilmemesi gibi bir sürü durum içinde kalır. Üstelik bu kör adamın gözlerinin görmemesi onun için engel değildir, hisleri onu her zaman doğru yola götürür ve bu yolun sonunda da Lazaro genelde dayak yemiş olur. Kör efendisinden ayrıldık zorunda olduktan sonra kaçtığı yeni kasabada bir papazın yanında papaz çömezliği işine girer. Bu iş Lazaro'ya para kazandırmaz aksine burada hayatta
Edebiyat
Tormesli LazarilloAnonim · Can Yayınları · 20191,772 okunma