Büyük, çok büyük Fransız yazar Victor Hugo’dan okuduğum üçüncü kitap. Hakkında ne yazılsa az kalır. Öylesine derin ve öylesine büyük ki, kitaplarının her bir sayfasını dikkatli ve yavaş okuyarak tadını çıkarmaya çalışıyorum. Çünkü bence hızlı okunup geçilmemesi ve detaylarda boğunulması gereken bir yazar.
Victor Hugo’da, dinsel eleştiriyi, okuduğum kitaplarının hepsinde gördüm. Bir İdam Mahkumunun Son Günü’nde, Notre Dame Kamburu’nda ve şimdi okuduğum Sefiller’de. Eleştiriyi tam ve yerinde yapan, halkın ruhen nasıl sömürüldüğünü anlatan ve bunu inceden de olsa hicveden büyük yazar Victor Hugo.
Sefillerde aslında bir sürü karakter var. Çok katmanlı bir karakter ve hikaye yapısına sahip. Ama odaklanılması gerekenler; Jean Valjean, Mösyö Bienvenu, Mösyo Madeline, Javert, Fantine, Cosette ve Marius’tur. Bunların özelinde ilerler Hugo. Okuyucu her ne kadar yeni bölümlere geçip, içinde bulunduğu hikayenin başka yöne kaydığını düşünse de Hugo, zeki hayal gücü ile tüm bölümleri birleştirir. Daha sonra kendimizi mükemmel bir romanın içinde buluruz.
Kitap, iyiliği ve yardım etmeyi hayatının merkezine alan bir piskopos, Digne Piskopos’u, Mösyö Bienvenu ile başlar. Eline geçen bütün paralarla ya da zihninde olan fikirlerle her şeyi insanlığın hizmetine sunmaya çalışan ve oldukça mütevazi hayat süren bir Piskopos. En ince ayrıntısına kadar düşündüğü yardıma muhtaç insanlara elinden gelenin de fazlasını yapan, Tanrının iradesine her zaman boyun eğen, insanların içinde barındırdığı barbarlığı bir türlü kabul edemeyip her zaman doğru yolu göstermeye çalışan...Hayata geliş amacına uygun olarak ve kendine vazife gördüğü şekilde hırsız, katil, yoksul her insana Tanrının lütuflarından bahseden ve bu yolla kendi ruhunu da tatmin eden bir karakter piskopos.
Daha sonra ise on dokuz yıl