Ali

Ali
@Ali_rmzn
Şeytanın nefret ettiği kitaplarla dirilecek dünya. 𓃵️️
Filistin'deki Britanyalı koloni yetkililerinin politikası mantık yönünden sağlam olmakla birlikte işin içyüzünü kavrayamamış bir politikaydı. Bu yetkililer, "Hitler altı milyon Yahudiyi ciddi bir dirençle karşılaşmaksızın yok etmeyi becerdiğine göre 600.000 Yahudi'yi Filistin'de idare etmek zor olmasa gerek," diye düşündüler. Buna rağmen, Filistin'e yeni gelmiş oldukları halde Yahudilerin zorlu, gözüpek, inatçı ve becerikli bir düşman olduğunu gördüler. Avrupa'daki Yahudi, düşmanlarının karşısında yalnız, tecrit edilmiş bir birey ve hiçliğin sonsuzluğunda yüzen bir zerreydi. Filistin'deyse artık kendisini bir insan zerresi olarak değil, arkasında unutulmaz bir geçmişi ve önünde olağanüstü bir geleceği bulunan ebedi bir ırkın üyesi olarak görüyordu.
Sayfa 89 - Kolektif Bir bütünle özdeşleşmek·Kitabı okuyor
Tarih ve Siyaset
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Stalin'in gizli polisi önünde korkan ve dalkavuklaşan bu aynı kişiler, işgalci Naziler karşısında -tek başlarına ya da grup halinde- eşsiz kahramanlıklar gösterdiler. Tezat teşkil eden bu davranışlarının nedeni, Stalin'in polisinin Hitler'in ordularından daha zalim oluşu değil, Stalin'in polisi karşısın da kendilerini sırf bir birey olarak gören bu kişilerin Almanlar karşısında kendilerini şanlı bir geçmişe ve daha şanlı bir geleceğe sahip kudretli bir ırkın üyesi olarak görmeleridir.
Sayfa 88 - Kolektif Bir bütünle özdeşleşmek·Kitabı okuyor
Tarih
Kolektif Bir Bütünle Özdeşleşmek
İşkenceyle veya yok edilmeyle karşı karşıya kaldığında bir kişinin kendi gücüne güvenmesi imkânsızdır. Onun tek güç kaynağı kendisi olmak değil; güçlü, görkemli ve yıkılmaz bir şeyin parçası olmaktır. Burada inanç temelde bir özdeşleşme sürecidir; bu süreç sayesinde kişi, kendisi olmaktan çıkarak ölümsüz bir şeyin parçası olur. Bir dinin, ulusun, ırkın, partinin veya ailenin kaderine olan inancın, insanlığa olan inancın, gelecek nesillere olan inancın yok edilmek üzere olan benliği bağladığımız o ölümsüz şeyin tasavvuru değil de nedir?
Sayfa 87·Kitabı okuyor
Aidiyet
Orta Çağ'da Yahudilerin içinde yaşamaya mecbur edildikleri gettolar onlar için bir hapishane olmaktan ziyade bir kale idi. Yahudi gettolarının kendilerine sağladığı o katıksız birlik ve farklılık duygusu olmasaydı, Yahudiler o karanlık yüzyılların şiddetine ve istismarına imanlarını bozmadan dayanamazlardı.
Sayfa 87·Kitabı okuyor
Tarih
Bir insanın fedakârlık etmeye elverişli hale gelmesi için, onun bireysel kimliğinden ve kendine özgü farklılıklarından ayrılması gerekir. Kişi doğum ve ölümle sınırlanmış bir varoluş, bir insan zerresi olmaktan, bir George, Hans, bir Ivan ya da Tadao olmaktan vazgeçirilmelidir. Bunu sağlamak için uygulanacak en sıkı yol, kişiyi kolektif bir topluluğa toptan asimile etmektir. Tümden asimile edilmiş kişi, kendisini ve başkalarını birer insan olarak görmez. Kendisine kim olduğu sorulduğunda otomatikman vereceği cevap bir Müslüman, bir Alman, bir Rus, bir Japon, bir Hıristiyan olduğu ya da bir ailenin veya kabilenin üyesi olduğudur. Bağlı olduğu kolektif topluluktan ayrı bir amacı, değeri ve kaderi yoktur, bu topluluk yaşadığı sürece onun için gerçek bir ölüm yoktur.
Sayfa 85·Kitabı okuyor
Düşünce