Mor salkımlar gökyüzünü unutturmuş,
gölgesinde insanlar, kahve fincanlarının buğusunda konuşuyor.
Bir müzisyen köşede sazını tıngırdatıyor,
ezgiler, kahve kokusu karışıp havada dolaşıyor.
Kahkahalar mor çiçeklere çarpıp yankılanıyor.
Eski ahşap kapılar gıcırdıyor,
Renkli kapıların önünde fotoğraf çekenler,
bir dükkânın önünde taze ekmek kokusuna gülümsüyor.
Bir köpek, kokuların peşinde yavaş adımlarla ilerliyor,
çocuklar rüzgâr gibi geçip gidiyor aramızdan.
Bir bisiklet, zilini çalıyor usulca,
yoldaki kediler aralanan sandalye bacaklarının arasından geçiyor.
Ve sokak,
zamanı durdurup herkesin nefesini tek bir ritme bağlıyor.
A.G.