Alik YILANKIRKAN

İstanbul'u Yağmaladık Mı?
Padişah, vezirler, emirler, şeyhler ve hacalarıyla Eğri Kapı'dan şehre girince doğru Ayasofya'ya gitmiş ve abideyi yakından seyrederken bir yeniçeri neferinin kilisenin güzel taşlarından birini sökmek üzere olduğunu gönünce, elindeki gürzle dürtüp mâni olmuş ve "Size malca alınacak şeylere izin vermiştim, mülk ise benimdir demiştim." sözüyle bu tecavüzü menetmiştir.
Sayfa 140 - Baha Matbaası/1974·Kitabı okudu
Din
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Avrupa'nın Türklere Bakışının Politikası
Fransız politika edebiyatı, fikri telkin yoluyla, vehmin hakikat kisvesine sokulabileceğinu, şu darb-ı meselle ne güzel anlatır: "İftira edin, iftira edin, söylediklerinizin doğru olmadağı anlaşılsa bile, geri kalan yine yeter!"
Sayfa 126 - Baha Matbaası/1974·Kitabı okudu
Siyaset
Batı'nın İstanbul'un Fethine Bakışı Hakkında Dipnot
FETİHTEN SONRA Fâtih için coğrâfî plânda olduğu ka dar, mânevî plânda ve mühim olduğu kadar mukaddes oluşuyle de cihadların en yücesi, İstanbul üzerine yapacağı hareket ve şehrin fethi idi(1). Halbuki Avrupa'yı mânen ezen ve ruhi buhranlar geçirten fetih hâdisesi, o zamandan bu zamâna ilmi ve tarafsız rengini almış değildir. Bir müslüman cihangirden yediği bu psikolojik silleyi hâlâ affetmemiş olan hıristiyanlık âlemi, mağlûb Bizans'ın hınçlı ve zavallı hikâyecilerini kaynak tutup, fethin azametini dünyânın karşısında küçük düşürmeği âdetâ vazîfe bilirler. Başta Hammer, Conte Ségur, Jonquière, Lamartine, Sir Edwin Pi- erce, Gustave Schlumberger gibi yakın tarihin muharrirleri bile hep aynı terâneyi söyler dururlar: "Türkler, bir unutulmuş açık kapıdan girerek Bizans'ı fethettiler." Edebi ve fantezi üslûbiyle târihi vak'alar anlatan Stefan Zweig, "Sternstunden der Menschheit" isimli eserinde, san ki anti-türk zihniyetle yanıp yakılanların sözcüsü imis çesine, anlattığı fetih hikâyesini bitirirken: "Korkudan tüyleri diken diken olan Avrupa, kendi uyuşuk lâkaydisi yüzünden, şu herkesin unuttuğu kapıdan, musibet Ker kaporta'dan içeri dalmış olan tahripkâr bir kuvvet yüzünden asırlar boyunca elinin kolunun bağlı ve hareket siz kalacağını anlıyor. Fakat insan hayatında olduğu gibi tarihte de kaybedilmiş bir ânın âh ve vâh ile bir daha geri geldiği görülmemiştir tigi şeyi bin yıl dahi geriye getiremez." demekle, az ervel: "Bu mûcizeler mûcizesi, büyüklerin en büyüğü ka- ve bir tek saatin kaybel- dar sükûti, zekilerin en zekisi kadar tedbirli hükümdar ve târihte bir eşi bulunmayan dâhiyâne ve muazzam hareket" diye vasıflandırdığı fetih hâdisesini, bir Ehl-i Salip neferi zihniyeti ile böylece bitirir.
Sayfa 115 - Baha Matbaası/1974·Kitabı okudu
Bilim
Osmanlı Devşirme Sistemi ve Sebep-Sonuçları
Fatih'in, Osmanlı camiasına bu yeni katılan unsurlara öz evlat muamelesi etmesini, değil beş yüz sene evvelki Ortaçağ zihniyeti, yirminci asır anlayışı dahi hâlà idrakinde halledememiştir. Şu son asır vak'aları için de, Fàtih'in bu insanlık şuurunun ne derece verimli ve muvaffakiyetli bir taktik olduğunu isbât edecek misaller pek çoktur. Biz sadece şunu söyleyelim ki, muazzam bir medeniyetin sahibi olan Almanya, asırlardır toprağında yaşayan irkçı müsevi ekalliyetini, öz câmiasına mâl edememiş olduğu için nihâyet imhà siyàsetine başvurdu. Rusya, eski Türk medeniyeti bakiyesinden hâlâ korkmakta olduğu için, kezâ tarla biçer gibi milyonları sildi süpürdü. Fakat, bir mânevî otoriteye mâlik bulunmamakla beraber Amerika, bu iki devletin tam aksi kutbundan hareket ederek, tek taraflı kültürüne rağmen, toprağına yerleşip kalana: "Sen Amerikalısın." demek cesaret ve kazancını gösterdi. Fâtih, yeni müslüman olanlara ve devşirmelere geniş imkânlar bağışlamakla, ikilik yaratmamış, ikiliği ortadan kaldırmıştır. Fakat sonraları hatalı hareket edilmişse, tatbikattaki yanlışlık, prensipin sakatlığını ifade etmez.
Sayfa 107 - Baha Matbaası/1974·Kitabı okudu
İlişkiler
Puan vermedi·146 syf.·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2020 10:46
·
2020 2. kitabı
Bahaddin Seçgin
9.6/10 · 246 okunma