Alimmss

Alimmss
@Alimms
Seni bilmem, fakat ben maddelerin fevkinde bir manevi bağa, insanları birbirine yaklaştıran bir hisse inanıyorum. Düşün, dünyada birbirini severek, birbirine yakın olmak hisleri de olmasa yaşamanın manası kalır mı?
Bir anda kesildi sesi, artık bir şey söyleyemez oldu. Çılgın kızı durdurmak için tek çabasıydı bu, sonra bir köle gibi yürüdü arkası sıra. Düşünceleri ne denli bulanık, karışık olursa olsun, ona eşlik etse de etmese de Aglaya’nın oraya gideceğini biliyordu. Öyleyse ne olursa olsun, ona eşlik etmek zorundaydı. Genç kızın ne kadar kararlı olduğunun farkındaydı. Böylesine bir heyecanı, taşkınlığı durdurmak onun yapabileceği bir şey değildi. Konuşmadan yürüyorlardı. Yol boyunca aralarında tek sözcük etmediler.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Prens için o sabah ağır önsezilerin etkisi altında başladı; elbette bu durum hastalığıyla açıklanabilirdi, ama çok belirsiz bir hüzün vardı içinde ve ona en büyük acıyı veren de buydu. Gerçi ağır, üzücü, apaçık gerçekler vardı önünde, ama hüznü düşüncelerinin, hatırladıklarının üzerindeydi. Kendi kendini avutamayacağını biliyordu. O gün kendisi için çok önemli, kesin bir şeyin olacağı önsezisi yavaş yavaş yer etmeye başlamıştı içinde.
Hem sonra, gerçekten mutsuz olabilir mi bir insan? Ah, mutlu olmaya gücüm varsa, hüzün ve felaketin ne anlamı olabilir? Biliyor musunuz, bir ağacın yanından geçeceksiniz, onu göreceksiniz ve mutlu olmayacaksınız ha, işte bunu aklım almaz! Sevdiğiniz bir insanla konuşacaksınız ve mutlu olmayacaksınız! Ah, anlatamıyorum... kötü durumda bir insanın bile adım başı göreceği öylesine çok güzel şey varken mi mutlu olamayacaksınız? Bir çocuğa bakın, güneşin doğuşuna bakın, bir otun boy atışına bakın, sizi seven insanların gözlerinizin içine bakışına bakın...
Zerdüşt, kalbinde böyle çözümsüzlük ve acılıklarla denizi geçiyordu. Fakat mutluluk adalarından ve dostlarından dört günlük bir ara ile ayrılınca, bütün acılarını yenmişti. Yine zafer kazanmış ve sağlam bir durumda yazgının üstündeydi. O zaman neşeli, vicdanına şöyle seslendi: "Gene yalnızım ve yalnız olmak istiyorum; temiz gök ve açık denizle yalnız. Etrafımda yine ikindi oluyor.
Prens alçak sesle, — Sesinizi çıkarmadan geçip gidin yanımızdan ve mutluluğumuz için bağışlayın bizi! dedi.