[...]Üç düşünce onu Neva nehrinin ağzına yakın Finlandiya Körfezi'nin başındaki bataklıklar üzerinde bir kent inşa etmeye yöneltmişti: deniz aşkı, gelecekte hatırlanma arzusu ve Kremlin'e ne olan nefreti.
36 yıllık saltanat döneminde Rusya genellikle Petro'nun kışkırtmasıyla savaş verdi. 1689'dan 1725'e kadar geçen dönemde ülke sadece 1 yıl ve 13 ay kadar barış içinde yaşadı. Bütün Rus halkının politik birliğini sağlamaya ve ülkenin güney ve batı sınırlarını düzenlemeye kararlı olan Petro, İsveç, Türkiye ve nihayet İran'la askeri çatışmalara girdi. Zaman zaman acı verici yenilgelere uğradı fakat güçler dengesi bakımından Rusya bu savaşlardan daha da güçlenerek çıktı.
Modernleşme ve Batılılaşma değerli, hatta soylu bir vizyondu fakat Rusya için bir talihsizlik olarak, Petro insan doğasından pek anlamıyordu ve çoğu hiç kuşkusuz cahil ve batıl inançlı olan halkının hızlı bir değişime zor dışında herhangi bir yöntemle ikna edilebileceği aklının ucundan bile geçmiyordu. Sonunda, "Rusya'yı kamçıyla uygarlaştırma" girişimi başarısızlığa uğradı ve "iç dayanışmadan yoksun ülkeyi birleştirme"yi başaramadı. Bununla birlikte, ulusal anlamın onun inisiyatifiyle yerleştiğini belirtmek gerekir. Büyük Petro modern Rusya'nın temellerini atmıştır