"İnsan unutur tarih hatırlatır" düşüncesiyle yazılmış bu kitap Atatürk zamanı ile günümüz arasında bir köprü niteliği ile olaylar arasında bağlantı kuruyor. Köprünün sonu hiç iyi değil...
1950 lerden itibaren Türkiye'nin nasıl yerli ve milli olmaktan uzaklaştırıldığını, halkın din kisvesi adı altında nasıl kandırıldığını, kullanıldığını anlatıyor. Hala da geçmişten ders almayıp buna devam ediliyor.
Aslında bildiğimiz konuların bir hatırlatması niteliğinde.
Fakat bilmediğim bazı konular da öğrendim.
Mesela 24 Temmuz tam 27 yıl boyunca Lozan Bayramı olarak kutlanmış, 30 Ağustos Zafer ve Tayyare Bayramı olarak kutlanıyormuş.
Demokrat Parti iktidara gelince Lozan Bayramı kaldırılıp, uçak fabrikaları da kapatılınca 30 Ağustos'un Tayyare kısmı çıkarılmış. Yani 30 Ağustoslarımız hep yarım.
Tarihi yazanın yapana sadık kalmadığı, uydurma tarih ile hainlerin kahraman ilan edilmeye çalışıldığı bir zamanda tam bir panzehir değerinde bir kitap.
Sonuç olarak Türkiye demek Atatürk demektir.
Onun emanetlerine sahip çıkmak her Türk vatandaşının görevidir.
"Atatürkçülük" , "Kemalizm" gibi kavramların içinin boşaltılmamasına çalışmak emelimiz olmalıdır.
Atatürk nasıl tarihten dersler çıkarıp bir Cumhuriyet inşa etmeyi başardıysa biz de örneğin en yakınımızdaki İran'dan ders çıkarıp Cumhuriyetimize ve beraberinde getirdiklerine sahip çıkmalıyız.