"Senin gibi hemşerinin avradından başlarım ha!"
Başkan yadırgamadı bu başlangıcı. Bütün konuşmaları bunun benzeriydi zaten. Kahve yakınlarındaki büyük yazıhanesinde günün hemen her saati yanına girip çıkan tüccar, çiftçi, ithalat ihracatçılardan başka, arabacı, hamal, aşlamacı denilen meyan kökü şerbetçisi, ayrancı, kerusa denilen fayton sürücüleri, şoförler, bar garsonları, hatta allı, yeşilli, morlu, sarılı bar kızları ile bu biçim konuşur, böyle, bundan da çok dekolte karşılıklar alır, bütün bunları "halk adamı", "Demokratlık" saydığından, zevklenirdi.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Don Kişot yeryüzünde tek değildi malumualiniz... ve Don Kişot'ların kökleri hiçbir devirde kurumadı ki devrimizde kurusun. Her memleketin kendine göre Don Kişot'ları var, olacak. Ne dersiniz?"
Memurdan beş liralık marka avans aldı. Bu markalar, kırk paradan iki yüz elli kuruşa kadar boy boy, alüminyum tekerleklerdi ki, yalnız kooperatif bakkalı, manavı ve kasabından alışveriş etmeye, kooperatif berberinde tıraş olmaya, terzisinde giysi diktirmeye yarardı. Avanslarda işçiye avans yerine bu markalardan verilir, bu suretle işçi sadece kooperatiften alışverişe zorlanırdı.
Sorumluluğu sınırlı bir kooperatifti. Hisselerden belki de dörtte üçü fabrika sahiplerinindi; üst yanı fabrika ustalarıyla, gözde memurlara paylaştırılmıştı. Yani işçilerle küçük memurlar limon gibi sıkıldıktan başka, ellerine geçen paralar da kooperatif yoluyla yeniden fabrika sahiplerine dönecekti.