Yeni Bir İncelemeyle Merhaba Arkadaşlar;
Kitap bitti şuan aydınlanmanın dayanılmaz hafifliğini yaşıyorum.
Kitap; içinde bir çok hikayeyi barındırıyor. Bu hikayelerin ilgi çekici yanı nedir?
Hepsinde bir gerçeklik var. Olaylara hem kısa hem de derinlemesine giriyor yazar.
Hikaye değil de kimi zaman gazete, kimi zaman dergi, kimi zaman anı, kimi zamanda eleştiri yazısı okur gibi.
Sunay Akın müthiş donanımlı çok değerli bir yazar ve kendine özgü bir tarzı var. Kendini topluma adamış olduğu çok belli.
Böyle yazarların diğer yazarlardan çok farklı bir havası ve tarzı oluyor ona göre. Ciddi anlamda aydınlanmak isteyen bütün arkadaşlara bu kitabı tavsiye ederim. Aklınıza gelebilecek ya da muhtemelen hiç gelmeyecek konular hakkında bilgiler (gerekli) veriyor öyle güzel bir yerden girip öyle değişik bir yere bağlıyor ki... Örneğin yangın ilk yardım kovaları neden 6 tane derken bir bakıyorsunuz kadınlar matinesinde çişi gelen bir çocuğun çaresizliğiyle baş başasınız. Bu olurken de İstanbul boğazının adı nereden geliyor nereye gidiyor? Masum bir papaz neden öldürüldü? İngiliz atlarının ana vatanı yoksa Anadolu mu? Bir çok konu geçiyor. Bunu yapabilecek çok az yazar var ve şunu söyleyeyim bu kitabı okurken yazarın duygularını hissettim. Çok yoğun duygular yaşadım.
Sunay Akın'a Saygılarla
Okuyacak olan arkadaşlara iyi okumalar dilerim.
Cemre, İlkbahar başlangıcında yedişer gün arayla; önce havada sonra su ve toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık artışı. Arapça olan sözcük kor durumunda ateş anlamına gelir. Mina Vadisi'nde Arafat'tan gelecek taşlarla oluşan yığınlara da "cemre" adı verilir.
Türk ve Altay halk kültüründe ve mitolojisinde İmre (İmere veya Emire) adı verilen cinin neden olduğuna inanılır. İlkbaharda görünüp titrek ışıklar saçarak göğe yükselir. Sonra buzların üzerine düşerek onları eritir. Oradan da yere girer.[1] Bundan sonra ısınmış topraktan buhar yükselir. Emire baharın gelişini temsil eder. Bulgarlarda Zemire olarak yer alır. Anadolu Türkçesindeki Arapçadan gelme Cemre sözcüğünün aslında bu adın benzetme yoluyla değişmiş hali olduğu söylenebilir. İlk cemre 20 Şubatta havaya ve yedişer gün arayla da toprağa ve suya düşer. Zemre ise Kumuk Türkçesinde nem, buhar gibi anlamlara gelir. Tasavvuftaki kor ve ateş kavramlarının mecazi anlamları vardır. Temizlenmeyi ve yeniden doğuşu temsil eden ateş aşk kavramının yakıcılığıyla da yakından ilgilidir.
Türkiye ve Azerbaycan Türklerinin yaratılışla ilgili eski inançlarından kaynaklanan ve Nevruz Bayramından önce, yılın son Çarşamba gününde yapılan "boz ayın dört çarşambası", uygulamasını ifade eden "Cemle" sözcüğü de "Cemre" ile aynı kelimedir. Buradaki "Cemle" de köken olarak "İmir, İmere, Emire" sözcükleriyle bağlantılıdır. Celal Beydili'ne göre; bazı sözlüklerde gösterildiği gibi, Arap dilinden geldiğini söylemek doğru değildir.
Kaynak - wikipedia
Yüreğimi dağladın Kafka o ne biçim sondu... Tabi daha fazla bişey söylemek istemiyorum. Okuyacak arkadaşların hevesini kaçırmak istemem. Hem içimi dökeceğim hem de inceleme yapacağım.
Gregor Samsa... Ailesinin geçim kaynağı Gregor. Kendine dair yaptığı tek şey; bir günle başlayan gelecek hayalleri kurmak... O bir günler de hep kayboluyor. Bir gün babamın patrona olan borcu bittiğinde... Bir gün burada çalışma zorunluluğum bittiğinde... Ahh Gregor ahh.
Sonra bir gün bir şeyler değişiyor... Hayaller hayatlar... Bir sabah sevgili Gregor böceğe dönüşmüş olarak uyanıyor. Şimdi burda bi duralım. Kitabı okurken metafora uygun bir böcek hayal edebilirsiniz. Ya da sevgili iş verenlerine, sisteme hizmet ederken kaza geçirmiş artık onların istediği gibi işe yarayamayan bir insan hayal edebilirsiniz. Örneğin bir sabah uyandığın felç kalmış bir insan vs. Ben gözümde öyle canlandırdım. Gençlik hayatı boyunca ailesi için çalışmış ve sonra bir gün ne ailesin ne iş verenin işine yarayacak vaziyette dünyaya gözlerini açıyor. Tabiki İş vereni bir daha yüzüne bakmıyor. Ailesi odasından çıkmasına asla tahammül edemiyor önüne bir kaç parça yemek koyup bir süreden sonra yeyip yemediğini bile önemsememeye başlıyorlar. Zavallı Gregor o zaman bile kapalı odasında ailesinin konuşmalarını dinliyor onlara ne güzel bir hayat verdiğini farkediyor ve kendiyle gurur duyuyor. Kocaman bir ev ve bir çok yardımcı. O hayatı yaşarken bile başkalarına sağladığı imkanların o kadar dışındaki bunu ancak hastalanıp evde kalınca fark edebiliyor. O konforu hiç sürememiş. Ne acı...
Duvarda bir kadın resmi var. Odadan almak istediklerinde kendisini onca zaman saklanmış olmasına rağmen her şeyi göze alıp tablonun üstüne kapanıyor. Çünkü o resimdeki kadın; hiç sahip olamadığı kız arkadaşı, kurmayı hayal edememiş