Hiç boks maçına gitmediniz mi? İlk önce
bakamayız bile! Sonra birdenbire
heyecanlanırız, bir tarafı tutarız. Bir an evvel,
kâfi derecede kuvvetli olmamasına kızarız,
haykırırız. Haydi! deriz, daha kuvvetli! Daha
müthiş! deriz ve öyle olmadığı için üzülürüz.
Fakat hangimiz o esnada o adamın yerinde
bulunmayı isteriz? Hiçbirimiz, değil mi?
İş insanı temizliyor, güzelleştiriyor, kendisi
yapıyor, etrafıyla arasında bir yığın münasebet
kuruyordu. Fakat iş aynı zamanda insanı
zaptediyordu. Ne kadar abes ve mânâsız olursa
olsun bir işin mesuliyetini alan ve benimseyen
adam, ister istemez onun dairesinden çıkmıyor,
onun mahpusu oluyordu. İnsan kaderinin ve
tarihin büyük sırrı burada idi.