"Meşhur kıssa var ya, Fuzuli'ye sormuşlar: Sevmek mi sevilmek mi falan diye. İşte o hesap, insan kendi sevgisinden emin olabilir de sevildiğinden asla. Yani mıknatıs kendini bilir de çektiği şeyin metal mi, mıknatıs mı olduğunu zor anlar. Çünkü çekmiştir bir kere. Asıl mevzu mıknatıs olduğun bir ilişki de karşı tarafın da mıknatıs çıkması için dua etmek ve iyi dileklerde bulunmak. Hatta metal olduğunu anladığında dahi kendi çekim gücü sayesinde onun da bir gün mıknatıs olabileceği ümidini her an taşır. Ta ki acıdan kendi mıknatıslığını kaybedinceye kadar..."
"...Bu olaydan sonra Sovyetler, sosyalizmi bölgede gerçekleştirmek için yoğun faaliyetlerde bulunacaklardır. Aşağı yukarı 1930-1950 yılları arasında 40 bin aydın ve din âliminin Sovyetler tarafından yok edildiği söylenmektedir. Sahip olduğu kaynaklara rağmen Özbekistan'ın fakirleştiğini, Sovyet döneminde sömürgeleştiğini söyleyebiliriz. Özbeklerin kendileri, bu kaynakları bağımsız bir biçimde değerlendirme fırsatı bulamadı."