Vega

Vega
@Altaireltanin
Kitaplarla arkadaş olmayı seven biri
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
2004
88 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·480 syf.··
Beğendi
·
2024 2. kitabı
·
53 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2024 23:57
"Senin yazgın öyle ki, yıllar geçtikçe artan direnme gücün değil, kopup uzaklaşma yeteneğin." Cesare Pavese'nin 1935 yılından başlayıp intiharından 9 gün önce, 18 Ağustos 1950'de biten günlüklerinden oluşuyor Yaşama Uğraşı. Günlükler boyunca şiirleriyle ilgili düşüncelerinin nasıl geliştiğine, hayatından nasıl kadınların geçtiğine ve onda ne yaralar bıraktığına, hangi başarılara imza attığına, en kötüsü de; dönüp dolaşıp intihara dokunan düşüncelerine şahitlik ediyorsunuz. Oldukça hassas bir ruh. Dostları var, ayrıca döneminin en tanınmış yazarlarından; ama aynı zamanda kendisini yalnız bırakmamak için bütün akşam aynanın karşısında oturan biri o. Kalabalıklar içinde yalnız, deyimi işte onun için söylenmiş gibi. Son yıllarında çok büyük başarılara imza atmaktadır Pavese, ama bunun yaşamakla hiçbir ilgisinin olmadığını söyler. İşte bu noktada Pavese'nin gençliğinden beri arzuladığı şeye ulaşmasının ardından boşluğa düştüğünü görürüz. Kendisine sürekli "şimdi ne yapacaksın?" "Kısacası, ne zaman yaşıyorsun?" sorularını yöneltir. Ölümü reddetmek için hiçbir sebebi kalmamıştır artık. Ve böylece kariyerinin en parlak döneminde, ülkesinin en büyük ödülü olan Strega'yı aldıktan sadece birkaç hafta sonra bir otel odasında yaşamına son verir. 15 yıldır aklında olan düşüncenin sonunda eyleme dökülmüş halidir bu artık. İntiharından 9 gün önce günlüğüne yazdığı son cümleler ise özellikle manidar: "Tiksiniyorum bütün bunlardan. Sözler değil. Eylem. Artık yazmayacağım."
Yaşama UğraşıCesare Pavese · Can Yayınları · 20212,592 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi·128 syf.··
2023 38. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 06 Eylül 2023 00:00
Her ne kadar anlaşılır bir dille yazılmış olsa da verilen bilgilerin fazla, hatta çok fazla yüzeysel olduğunu düşünüyorum. Bu kitap, sadece filozof kimliği taşıyan kişilere "isim-inceledikleri konu" bakımından göz gezdirmek için kullanılabilir sanırım? Kitabı zaten detaylı bilgi edinmek umuduyla almadım: kitabın iç-dış tasarımını oldukça beğenmiştim. Sayfaların çevresindeki geniş boşlukları kitapta belirtilmeyen bilgileri araştırıp not almak için kullanıyorum. Platon, Sartre, Kierkegaard hakkında yazılmamış bilgileri (ki yazılmamış ÇOK FAZLA bilgi var) sayfaların etrafına ekliyorum örneğin. Böylece kitabı kendi 'filozof not defterim' olarak kişiselleştirmeyi düşünüyorum. Onun dışında... Belki "felsefeye girişin girişi" olarak kullanılabilir kitap. Ya da belirli bir yaş grubunun altındaki kişilere felsefeyi tanıtma amaçlı okutulabilir. Bilemiyorum...
50 Filozofla Felsefenin Kısa TarihiJeremy Stangroom · Orenda Yayınları · 202188 okunma
spoiler uyarısı.
9/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2023 37. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Eylül 2023 15:42
Serinin son kitabı iki bölümden oluşuyor: birincisi Mathieu'nun hikayesini tamamlayan kısım, ikincisi savaş tutsaklarının üzerinden Yıkılış'ın felsefesinin bize daha net, daha somut olarak aktarıldığı kısım. Akıl Çağı'nda bir "hiç" olan, özgürlüğünü kaybetmemek isterken kendi varoluşunu gerçekleştiremeyen Mathieu; Yıkılış'ta yeryüzüne kendinden bir iz bırakabilen Mathieu'ya dönüşür. Cephede savaşma ve cephede ölme kararlarını vererek yapar bunu: askerlere her ateş ettiğinde şimdiye kadar vermeye cesaret edemediği diğer kararları düşünerek. Artık varlığı bir anlam kazanmıştır çünkü o seçim yapmıştır, seçim yapmıştır ve sonuçlarına katlanmaktadır. Bu Mathieu'ya, ömrünün son anlarında bile olsa, tarifsiz bir mutluluk ve rahatlama verir. Bir bulanıklık, belirsizlik olarak değil; Mathieu'nun kendisi olarak ölecektir çünkü. Ve sahne değişir: Mathieu'nun hikayesi sona etmiştir, 20 bin kişiyle birlikte savaş tutsağı olan Brunet'e bakmaktayızdır artık. Sartre burada tutsaklardan biri olan Schneider'ın ağzından yıkılışla neyi kast ettiğini anlatır. Büyük ideolojilerin, savaşların, devlet adamlarının altında ezilmiş; kendi kararlarının hiçbir anlamı kalmamış, varoluşları savaşla engellenmiş insanlardır yıkılışa gidenler. Özgürlük Yolları benim gözümde hayranlık uyandırıcı bir seriydi, katmanlı oluşu belirli yıllarda tekrar ve tekrar okuma ve yeni anlamlar çıkarma isteği uyandırdı içimde. Hissettirdikleri tarif edilemez. Karakterlerin hiçbiri yüzeysel değildi, hepsi özenle tasarlanmış, kurgulanmıştı. Betimlemelerine, üslubuna, olayları kitaptan kitaba farklı biçimlerde anlatmasına; hepsine, hepsine bayıldım. Sartre'ın her kitapta yazma biçimini değiştirmesi; birinde düzenli bölümlerle, diğerinde kaos içinde cümlelerle, sonuncusunda keskin bir ikiye bölünmüşlükle anlatması bile
YıkılışJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 20191,089 okunma
10/10
·524 syf.··
Beğendi
·
2023 36. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2023 23:49
"Özgürlük Yolları" serisinin ikinci kitabı Yaşanmayan Zaman. İlk kitap olan Akıl Çağı 'nda olduğu gibi, yine defalarca kez hayran kalarak okudum. İnsanların bu kitabı okurken keyif alamama, olayları anlayamama sebebi şu: Akıl Çağı'nda kitap bölüm bölüm ve tarih tarih yazılmıştı, genelde Mathieu merkezinden gidiyordu ve başka bir karaktere geçeceği zaman bunu bir paragraf başı ya da yeni bir bölümle belli ediyordu. "Normal" bir olay örgüsü gibiydi kısacası. Yaşanmayan Zaman'da ise örneğin dört karakterin aynı anda ne yaptığı aynı paragrafta peşisıra cümlelerle belirtilmiş. Bazen bir cümle Mathieu'nun ağzından çıkmış zannederken, sonradan değişen ortamı okuyunca Jacques'in söylediğini fark ediyoruz. Olaylar, yer, zaman, mekan, onlarca yeni karakter aynı paragrafın içinde birden değişiyor. Bu Sartre tarafından okuyucunun her bir kelimeye dikkat kesilmesi için yapılmış olabilir ama bana hissettirdiği başka bir şey var: savaş. Savaşın getirdiği bütün o kaos hakim Kitabın olay örgüsünde. Herkesin korkusu, çektiği azap, hissettiği sıkışmışlık, kısacası zihinlerindeki kargaşa; bu dağınık olay örgüsü anlatımıyla tamamen örtüşüyor. Cümleler, karakterler birbirine karışmış bir halde; tıpkı bir muharebe meydanında bombaların, mermilerin, et parçalarının, kemiklerin, yaşayanların ve artık yaşamayanların iç içe geçmesi, birbirinden ayırt edilemeyecek duruma gelmesi gibi. Dolayısıyla kitap sadece savaşın getirdiği kaosu anlatmıyor; kitabın KENDİSİ bir kaos, bir savaş haline gelmiş. Serinin üç kitabına verilen başlıklar bile belli ediyor her şeyi: Akıl çağı artık sona ermiş durumda, kalan zamanımızı da yaşamamıza izin vermiyor savaş. Bu bizi nereye götürecek? Serinin üçüncü kitabına, Yıkılış'a tabii ki.
Edebiyat & Roman
Yaşanmayan ZamanJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 2019962 okunma
*Spoiler uyarısı.
7/10
·984 syf.··
Beğendi
·
2023 33. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 10 Ağustos 2023 21:36
Tohumdan Hasada, çok geniş bir zaman dilimini ve çok fazla karakteri ele alan katmanlı bir roman. "Yabani Tohum"da Doro ve Anyanwu'yu görüyor ve Doro'nun kendi ırkını yaratma projesinin nasıl işlediğini, genel ahlaka uygun olup olmadığını sorgulayarak, anlıyoruz. "Zihnimin Zihni"nde ise Doro'nun filizlendirdiği tohumların, kızı Mary tarafından nasıl hasada dönüştürüldüğünü. Bu bölümde teslis inancı göze çarpıyor: Doro Tanrı'yı; Doro'nun kızı Mary Meryem'i; Mary'nin oluşturduğu ırk ise yeni çağın başlangıcını, insanlığın kaderinin değişimini, yani İsa'yı temsil ediyor diyebiliriz. "Clay's Ark" bize örüntücülerden uzak bir hikayeyi, bir yıldız gemisinin Dünya'ya getirdiği yenilmez salgını konu alıyor. Salgının tüm yeryüzüne yayılmaması için clayark gruplarının kendilerini soyutlayışı ama buna rağmen trajikomik bir şekilde salgının dünyaya yayılışına bayıldım. Son kitap olan "Örüntübaşı"nda ise dünyayı artık salgından etkilenip genleri değişen clayarklar, Doro'nun hasatları olan örüntücüler ve örüntücülerin kölesi haline gelen ve 'dilsiz' diye hitap ettikleri normal insanlardan oluşmuş halde görüyoruz. Köleleştirilmiş dilsizler dışında diğer iki ırk elbette birbirleriyle savaş halindeler ve iki tarafın de birbirlerini suçlayıp öldürmelerinin sebebi şu: "Çünkü siz insan değilsiniz!" Kendini bir çırpıda okutan bir kitap Tohumdan Hasada. Yeri geldiğinde bazı mesajlar da veriyor elbette ama olayların ve karakterlerin fazlalığı kitabın derinliğine balta vurmuş gibi. İlk iki kitapta karakterler az çok bağlılar evet, ama son iki kitapta birbirinden bağımsız yüzeysel olayları görüyoruz. Önemsiz gibi görünen ama benim için önemli bir detay: kitapta hiç tarihçi yok! Üçüncü ve dördüncü kitapta kimse koskoca bir ırkın kurucuları olan Doro ve Mary'den, yani Tanrı ve Meryem'den
Tohumdan HasadaOctavia E. Butler · İthaki Yayınları · 202357 okunma