Ali Sami Doğru

Ali Sami Doğru
Avrupa'nın gelişmesinde önemli rol oynayan faktörlerden birinin matbaa olduğu herkesin malumu. Onbeşinci yüzyılın ortalarında yapılan bu icadın hızla yaygınlaşması sayesinde gittikçe ucuzlayan matbu kitaplar halkın bilgiye erişimini kolaylaştırmakla kalmayacak, haber bülteni ve gazete gibi formatlann ortaya çıkmasına önayak olarak bir iletişim devrimi yaratmakta da gecikmeyecekti. Yavaş ama emin adımlarla ilerleyen ve tüm batı toplumunu şekillendiren bir dönüşüm başlamıştı; artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
Tarih
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kalkınmayı başarmış ülkelerde ise siyasi ve iktisadi kurumlar daha kapsayıcı ve geniş tabanlıdır, yani toplumun büyük bir çoğunluğunu ekonomiye dâhil etmeye uğraşmaktadır. Buralarda insanlar istedikleri mesleği seçebilmekte, eğitim ve kredi olanaklarından optimal bir şekilde yararlanabilmektedir. Sonuç, bu ülkelerde daha fazla insanın girişimci olarak sahneye çıkması ve ekonomiyi ateşlemesidir. Siyasi ilişkiler ve ihalelerle zengin olan Carlos Slim ve Rus oligarkları ile Bill Gates arasındaki farkı ancak böyle açıklayabiliriz. Gene zenginlerin pozisyonunu sağlamlaştırmak için her şeyi yapan Latin Amerika hükümetleriyle, tekelci hâkimiyet kurmasınlar diye Rockefeller'ın şirketlerini bölen Amerikan mahkemelerini karşılaştırdığımızda, kurumların kapsayıcılığının önemi bir kez daha ortaya çıkacaktır.
Tarih
Kurumsal yapılarla ekonomik gelişmişlik arasında böyle kapsamlı bir ilişki kuran başka ekonomistler de vardır. Bunlardan en popüleri, refah ve gelişmişliği ekonomik ve siyasal kurumların kapsayıcılığında arayan Daron Acemoğlu ve James Robinson olsa gerek. İkilinin teorisine göre, bir bölgede yönetim ne kadar çeşitli kişi ve çıkar grubunu içerirse gelişmenin şartları o kadar rahat oluşacaktır. Yönetimin bir kliğin elinde kaldığı durumlarda ise, kararlar bu sınırlı elitin çıkarlarını korumayı amaçlayacağından, toplumun genelinin refahını artırıcı politikalar güdülemeyecektir.
Tarih
Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku, aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi, hem umut baharı, hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana -sözün kısası, şimdikine öylesine yakın bir dönemdi ki, kimi yaygaracı otoriteler bu dönemin, iyi ya da kötü fark etmez, sadece 'daha' sözcüğü kullanılarak diğerleriyle karşılaştırılabileceğini iddia ederdi.
Edebiyat
Fatih Sultan Mehmed İstanbul'un fethinin getirdiği güç ve prestiji kullanarak bir dizi reform yapacak ve merkezkaç kuvvetleri kontrol altına alıp sultanı odağa koyan bir idare tesis etmeyi başaracaktır. İlk önce Çandarlı Halil Paşa'yı idam ettirerek veziriazamlık makamını nesillerce bırakmayan bu rakip aileyi saf dışı bırakmıştır. Artık vezirler ağırlıklı olarak padişahın kapu halkından gelen devşirmelerden oluşacaktır. Onyedinci yüzyılın ortalarına kadar göreve gelen 78 Osmanlı sadrazamının sadece 11'i Türk kökenlidir. Türk bir ulema ailesi olan Çandarlıların aksine, hiçbir yerel bağlantısı olmayan ve Enderun'da adeta yeniden imal edilen bu nevmüslim kulların padişahlarının sözünden çıkması artık çok daha zordur.
Tarih