Hindistan, sistemli olarak endüstrisizleştirilmiş ve buna karşılık Lancashire’ın pamukluları için pazar haline getirilmişti: 1820’de bu alt kıta, sadece 11 milyon yarda pamuklu alırken, 1840’ta bu rakam çoktan 145 milyon yardaya çıkmıştı. Bu, sadece Lancashire’ın pazarlarının memnunluk verici boyutlarda genişlemesi anlamına gelmiyordu; dünya tarihinde de büyük bir dönüm noktasıydı. Çünkü Avrupa, tarihin başından beri her zaman Doğu’ya sattığından daha fazlasını Doğu’dan ithal etmişti; çünkü Doğu, Batı’ya sattığı baharat, ipek, patiska, mücevher vs. karşılığında Batı’nın hemen hiçbir şeyine ihtiyaç duymuyordu. İlk kez Endüstri Devrimi’nin pamuklu kumaşları, o zamana dek külçe altın ve gümüş ihracatıyla soygunculuk karışımı bir yöntemle dengede tutulmuş bu ilişkiyi tersine çevirdi. Sadece muhafazakâr ve kendilerine yeten Çinliler, hâlâ Batı’nın ya da batının denetimindeki ekonomilerin sunduklarını satın almayı reddediyorlardı, ta ki 1815-42 arasında batılı savaş gemilerinin de yardımıyla batılı tüccarlar, Hindistan’dan Doğu’ya en masse [kitlesel] ihraç edilebilir ideal bir meta buluncaya kadar: Afyon.