Bilim tarihinin çöplüğü bir şeyi anlamanın mümkün olamayacağını belirten –yıldızların neden yapılmış olduğunu asla bilemeyeceğiz– gibi sözlerle doludur.
Yaşam gezinen bir gölgeden ibaret;
Zavallı bir komedyen, bağıra çağıra saatini doldurur sahnede ve bir daha duyulmaz olur sesi;
Bir ahmağın anlattığı masaldır bu, avazı çıktığınca, hiddetli
Ve hiçbir anlamı olmayan.
Hakkınız var baylar, dünyayı kaplayın! Bu dünya zaten kendisini ele geçiren güçlünün, kurnazındır; soyumuzdan kalan neyimiz varsa elimizden almak, bizi ayaklarınızın altında ezmek, talihsizlerin, zavallıların iliğini emerek semirmek için bilgisizlik, hurafe, delilik çağlarından faydalandınız; titreyin, insanların başlarına alacakları günü düşünün de titreyin.
Eğer isim bir şey ise; eğer isim, bizim dışımızda bize verilmiş tüm şeylerin bizde biçim bulduğu kavram ise; ve eğer ismin olmadığı yerde herhangi bir kavram da şekillenemiyor ve ismi olmayan nesne içimizde adeta kör, belirsiz ve tanımsız kalıyorsa; öyleyse, mahkeme salonundaki insanların karşısında taşıdığım ismim, onların gözünde sahip olduğum dış görüntümün alnına bir mezar taşı yazısı gibi kazınsın ve sonra onu rahat bıraksınlar, bir daha da kimse hakkında konuşmasın. Zira bundan ibarettir mezar taşı yazıları, bir isimden başka bir şey değildir. Ancak ölülere özgüdür.
Ölçülü bir hayat yaşayın. Tüketmeyen kirletmeyen bir hayat.. Her esen rüzgarda savrulmayacağınız düzenli bir hayat.. Neyi öğreneceğinize, ne yapacağınıza kendinizin karar verebileceği bir hayat…