Amo Rise

Amo Rise
İnsan. Merdümgiriz. A F.ing Nihilist letterboxd.com/amorise/films/b... & trakt.tv/users/amorise/h...
Dışlanmışlığın, çeteciliğin tarifi.
Ayaktakımıydı hepsi. Savaşın, felaketin ve nefretin yarattığı bir sürüydü bunlar. Felaket ve nefret birleşmiş, bunları aynı kıyıya vurmuştu, tıpkı taşan bir nehrin sürüklenen, taşların sürte sürte düzleştirdiği kapkara tahta parçalarını ifraz ettiği ve kıyılara yığdığı gibi. Onlar, Nefret Çağı çocuklarıydı. Başkalarına karşı nefretten başka hiçbir şey duymuyorlardı.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ölülerin Genetik Kitabı
Puan vermedi·360 syf.··
Beğendi
·
2025 82. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 02 Kasım 2025 19:36
Her şeye kayıtsız bir doğada oluşan ve yaşayan "genler" dediğimiz bilinçsiz bir virüs ordusunun (?) hayatta kalma mücadelesinin araçlarıyız. Bu genlerin geçmiş bilançoları, sandığımızdan daha değerli; çünkü biz dış organizmaların maruz kaldığı çevresel ve sosyal olayları ve uzun süreli seçilim baskılarını not alıyor: bu yüzden kitabın başlığı “Ölülerin Genetik Kitabı”. Türkçe tercümesi ise Kasım 2025 itibariyle bulunmuyor. Maruz kaldığımız şeyler demişken, doğal seçilimdeki payımız düşük ve daha pasif. Unutmamak gerek: yaşayan şeylerin genetiği değişmez. Hatta kendinize yaptıklarınız, hamileyken sigara içmek bile gametinizi gen havuzunu etkileyecek, kalıtsal biçimde değiştiremez (yanlış olması yanında hücresel stres, plasentaya giden oksijenin etkilenmesi ve gen aktivasyonunu bozması gibi tehlikeleri var tabii!). Evrimde rastgele bir mutasyon olur, genetik bir özellik değişir ve bu genin hayatta kalıp türün diğer üyeleriyle çoğalması ve sayısal üstünlüğü ele geçirmesi mümkünse, popülasyonun genetik havuzu artık bu yeni genle “türleşir”. Bu kadar, fazlası değil. İşte Dawkins bu evrimsel süreçte canlıların genetik kayıtlarındaki ilginç olayları inceliyor. Bana göre Bencil Gen veya Kör Saatçi kadar etkileyici bir kitap değil, fakat kitabın yine bir tezi var (ee sonuçta Dawkins’ten bahsediyoruz): bencil genlerin geçmişten bugüne hayatta kalma mücadelelerini üzerlerinden okuyabiliriz… Dawkins, bir gen açma-kapama aksiyonu olan epigenetiğin metafiziksel modasını dışlayıp, bu mücadeleyi farklı yöne çekmemek gerektiğini de bize hatırlatıyor. Bunlar benim anladıklarım. Yakında tercümesi yapılır zaten, okumanızı öneririm.
The Genetic Book of the DeadRichard Dawkins · Apollo Books · 20241 okunma
Son notlardan: Epigenetik
Edinburghlu genetikçi, embriyolog ve teorik biyolog C.H. Waddington, 1942 yılında “epigenetik” terimini ortaya attı. Bu terim, embriyolojide genlerin farklı hücrelerde nasıl aktive edildiği veya edilmediği gibi genlerin değişken ifadeleri üzerine yapılan çalışmalardan ortaya çıkmıştır ki bu, nesiller boyunca genlerin varlığı veya yokluğunu inceleyen genetik biliminden farklıdır. Gelecek nesillere taşınan epigenetik gen açma-kapatma düğmelerinin söz konusu olduğu çok nadir, hatta fikrimce önemsiz belli vakaları özellikle, hatta yalnızca, "epigenetik" terimi altında kullanan cafcaflı popüler bilim yazarlarımız, son zamanlarda ortalığı umarsızca karıştırmışlardır. Waddington, “epigenetik” terimini, tüm modern embriyologların benimsediği tarihi bir embriyoloji okulu olan “epigenesis”ten türetmiştir. Bu, preformasyonizm (yumurtanın veya başka bir versiyonda spermin, tam bir vücuda dönüşmeye hazır minyatür bir embriyo içerdiği şeklindeki, artık geçerliliğini yitirmiş teori) ile zıttır. Şu anda bildiğimiz gibi, farklı dokulardaki hücreler aynı genleri içermelerine rağmen birbirlerinden çok farklı oldukları için, genlerin farklı şekilde açılması veya kapatılması, yani Waddington'ın anlamındaki epigenetik, mantıklı bir alternatif gibi görünmektedir.

Amo Rise

, bir kitap okudu
Puan vermedi·360 syf.··
Beğendi
·
7 günde okudu
·
2025 82. kitabı
Richard Dawkins
0/10 · 1 okunma
Korkunç doğa
Guguk kuşunun acımasızlığı [kuluçka parazitliği sonrasında] yumurtadan çıkar çıkmaz başlar. Yeni yumurtadan çıkan civcivin sırtının alt kısmında bir oyuk vardır. Bunun kötü bir yanı yok gibi görünebilir. Ta ki bu oyuğun tek kullanım amacını öğrenene kadar. Guguk kuşu yavrusu, üvey ebeveynlerinin tüm dikkatini kendine çekmelidir. Değerli yiyecek için rakip olanlar gecikmeden ortadan kaldırılmalıdır. Yuva, evlat edinen türün yumurtaları veya yavruları ile paylaşılıyorsa, guguk yavrusu onları sırtındaki oyuğa sıkıca yerleştirir. Ardından yuvanın kenarından geriye doğru kıvrılır ve rakip yumurtayı veya yavruyu dışarı atar. Elbette, ne yaptığını veya neden yaptığını bildiğine dair hiçbir ipucu yoktur, bu eylemde suçluluk veya pişmanlık (veya zafer) duygusu yoktur. Davranış rutini saat gibi işler. Ataların nesillerindeki doğal seleksiyon, bu içgüdüsel (üvey) kardeş katili eylemini gerçekleştirecek şekilde sinir sistemini şekillendiren genleri tercih etti. Söyleyebileceğimiz tek şey budur. Bir anne çayır pipiti, yuvasındaki guguk kuşu yavrusu tarafından kendi değerli yavrusunun öldürülmesini izlerken hiç endişelenmemiş gibi görünüyordu. Anne, sanki hiçbir şey olmamış gibi yiyecek aramaya çıktı. Geri döndüğünde, yerde can çekişen yavrusunu boşuna besledi. İnsanların bilişsel bakış açısıyla, bu davranış hiç mantıklı gelmiyor: ne ilk cinayeti kayıtsızca izlemesi, ne de daha sonra ölüme mahkum yavrusunu boşuna beslemesi.