"Ve kucaktaki bebekler kadar masum ölen aksakallılar vardır ve bu içinde bulunduğumuz yılda da hala mağara adamları doğmaktadır. Geleceği ait gerçekler,geçmişe ait gerçekler ve hiçbir zamana ait olmayan gerçekler vardır"
Ve eski dünyanın büyük düşünürü derhal şunu da ekler: Eşitlikte ve dolayısıyla adalette de, bir "orta," olmalıdır. Ve "orta" tamamıyla görece bir kavram olduğu için, Aristoteles burada bir insanın olası iki karar arasında tereddüt ettiği durum larda, karmaşık, şüpheli ahlak meselesinin doğru çözümü olarak adalet kavramını yok eder. Ve hakikaten, Aristoteles, "dâğıtım"- da eşitliği tanımayıp yalnızca "düzeltici" adalet talep etmiştir.
Aristoteles, "Etik"inde adalet için ayrı bir bölüm ayırmış olmasına karşın, adaleti genel olarak erdemi tanımlarkenki ayn ruh ile, yani iki aşırılık arasındaki orta olarak tanımlar ve onu bir insanların eşitliği ilkesi olarak değil, çok sınırlı bir anlamda anlar.
Mutluluk, adaletin gerekleri ile uyumlu bir yaşam yoluyla elde edilir ve böylesi bir yaşam, başka her şeyden daha güzeldir:Üstün çıkarlar ile ayrıca sağlığı ve "sevdiğimiz şeyi elde etme"yi birleştirir.