Yine de pürüzsüz ciltlerine ve beyinlerine rağmen eksik bir yanları vardı çünkü henüz sınanmamışlardı. Yaşamlarında nihayet felaketle karşılaştıklarında çok geç olacak veya çok sert gelecekti.
Ama insanlar yanlış yere emek harcıyor. İnsanın en iyi hali, çok geçmeden toprağa gömülüp gübre oluyor. adına mecburiyet denilen bir kaderle bütün insanlar çalıştırılıyor, eski bir kitabın dediği gibi kurtlanıp çürüyecek ve sonunda eline geçecek bir hazine biriktiriyor. Eğer bir insan bunu hayatının sonunda fark ettiyse, budalaca yaşamış demektir.
ben akşam delisiyim –çok yönlü duraklarda hızlıca sular
bütün müzikler susar-renkler ölür-bir sen kalırsın yalnızlığımda
çevreler göçer-yüzler eskir- bir sen kalırsın yalnızlığımda
mahpusların ilk gün şaşkınlığı bu benim senden yıkılmışlığım
bilsen ne güzel yıkılmışlığım
git- ona git –çek gözlerini- ben yorgunum yokluğuna
bu benim en güzel yenilmişliğim
bilsen ne güzel yenilmişliğim
sana sesler getirsem tanımadığın
ürpertiler getirsem yaşanılmamış
sana seni getirsem yitiklerinden
ikimiz elele bir yola düşsek
herhalde büyük işler yapabilirdik.