Bahtiyar

Puan vermedi·336 syf.·
2017 28. kitabı
Bu kitabı okuduktan sonra ve önce hep onunla alakalı olabilecek yazıları, filmleri ve eleştirileri takip ettim. Konusunu bildiğim halde ve sırf bu yüzden hatta hemen okuyup tüketmek istememiştim. Ne var ki kendime mağlup olup okudum. Kitabın anlattığı şeyler, alınacak dersler vs. bunların hepsi için söylenecek çok şey var tabi ve söylenmiş de zaten... Fakat daha başka anlamları da oldu benim iç dünyamda... Şöyle ki bazen birinin başındaki felaket ve zaruret başkasının düşündeki inayet olamaz mı ? Robinson karakteri yaşadı. O adaya düşmeseydi de yaşayacaktı. Çalışacaktı, para kazanacaktı, gitmek zorunda olduğu yerlere gidip, sosyal çevresinin ve statütüsünün gerektirdiği yaşam gömleğini giyecekti üzerine... Bunları ne adına yapacaktı ? Yaşamak değil mi ? Parayı yaşamak için kıyafeti yaşamak için gibi gibi... Şimdi, bu zamanda da aynı şeylerin endişelerini taşıyoruz. Hatta çok daha riyakar davranıyoruz. Hevesini taşıdığımız ısıtmalı koltuklu bilmem kaç motor kuvveti olan otomobilleri, havuzlu ve garajlı ve bahçeli ve dubleks ve tripleks evleri, asgari ücretin 5 6 katı pahasındaki telefonları yaşamımızın bir zorunluluğu olarak kabul ediyoruz. Robinson benim için iki yüzlü biridir. Benim kahramanım o değil içine düştüğü adadır. Neden biliyor musunuz ? Çünkü hepimizin dilindeki yalan onda da vardı 'yaşamak için'... Ama orada yaşadı, bulunamaz bir zenginlik içinde hem de... Biliyorum pek inceleme gibi olmadı. Ama bunları yazmak ihtiyacı hissettim. Hayata bakışımın temellerini atan bu kitaba karşı bunu hissediyordum çünkü... Biliyorum ben kitabı pek inceleyemedim ama kitap beni ince eledi...
Edebiyat
Robinson CrusoeDaniel Defoe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202426,7bin okunma
Reklam
Puan vermedi·196 syf.·
2017 101. kitabı
İnsanlık tarihinin kara yazısı, tekerrür eden katliamlar ve karışıklık ,demokrasi kavramı üzerinden Son Ada özelinde sade, akıcı ve heyecanlı bir dille anlatılmış. Özellikle bireylerin yeni gençlik döneminde, hem okumak saadetine alışmak hem de hayat görüşüne katkı sağlaması açısından okuması gerektiğine inandığım bir eser.
Edebiyat
Son AdaZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201362,2bin okunma
'' Hasret, ışıklarını söndürmüş bir geminin okyanus karanlığında ağır yol gidişidir. Özlemek sözcüğü yanında tüy gibi hafif kalır. Hasret, o ışıkları sönük geminin pruvasında tek başına ünlem gibi dikilen isimsiz tayfanın yalnızlığıdır. Gecenin rüzgarı hayallerini savurur. Her öfke bir umutsuzluğa denk düşer. Bütün aynalarda yanlış yüzler... Uzaklarda bir deprem uğultusu, saatler infilak eder. Çılgınlık ömrümüzün en büyük zarureti! Hasret pişmanlığın içimizde uzayan gölgesidir. Hırçın ve asi bir tutkunun hiç söylenmemiş ismi... Uçsuz göklerin son parlak yıldızıdır hasret. Karanlıkların içinden büyük bir hızla kayıp gider. Düştüğü son yer mutlaka bir başka insanın yüreği, bazen de içli ve derin bir ney sesi... Tıpkı o büyük ustanın dediği gibi... İnsan onu dinlerken ölebilir...'' 1998- Sıcak Saatler/ Uzak Sesler youtube.com/watch?v=LIPRmW5...
SUSKUN
...Sus, kimseler duymasın, Duymasın, ölürüm ha. Aymışam yarı gece, Seni bulmuşam sonra. Seni, kaburgamın altın parçası. Seni, dişlerinde elma kokusu. Bir daha hangi ana doğurur bizi?...
Şiir