Hâfıza, bir çekmecenin muhtelif gözlerine hatıraları yerleştiren, yahut deftere geçirilen bir meleke değildir. Ortada ne defter ne çekmece ne de meleke vardır, çünkü böyle bir meleke durmaksızın çalışmaz, istediği ve gücünün yettiği zaman çalışır, halbuki geçmişin geçmiş üzerine yığılması hiç durmadan olur. Daha doğrusu geçmiş kendi kendini otomatik olarak hıfzeder.
Eğer felsefe bize teorik düşüncelerimizin ne gibi tenakuzlara* düştüğünü, nasıl çıkmazlara dayandığını göstermeseydi, bilgimizin bu mutlak kıymetinden şüphe etmek hiç aklımıza gelir miydi?
*Çelişki