Yunan tarihinin tersine Roma tarihi doğrusal bir yapıya sahiptir çünkü Latium bölgesinin küçük bir köyüyken büyük bir metropole, Antikçağ tarihinin en büyük imparatorluğunun başkentine dönüşen Roma şehri bu tarih açısından birleştirici bir unsur teşkil eder. Roma'nın konumu ancak Constantinus'un MS 330'da Konstantinopolis'in, yani "Yeni Roma"nın temelini atmasından sonra, Geç imparatorluk döneminde yer alan olaylarla birlikte değişecek, şehir siyasi merkez niteliğini büyük ölçüde kaybedecektir.
Münazara bir çeşit istişaredir. Müzakere ise ancak doğru olan neticeye ulaşmak için yapılır. Bu da iyice düşünüp sakince ve insafla gerçekleşir. Kızarak veya laf dalaşı yaparak değil.