Bundan sonra nasıl bir hayatım olacağını kestiremiyordum. Yiyecekler gibi kokuların ve seslerin de insan bedeninde değişikliğe sebep olacağını biliyordum. Katliamın en sefil, en vicdansız halini görmüş, duymuş, koklamıştım. Kafataslarının delinişini, tenlerin yırtılışını, fışkıran kanları, kopan kafaları, ölmekte olan bedenlerin bağırışını, can havliyle tepinmelerini, hepsini görmüştüm. Kısaca et elde etmek uğruna bir canlıyı öldürmek gerektiğini ve hayatın nasıl ete döndüğünü öğrenmiştim, hayatın nasıl kokuştuğunu da.
O zavallıların çektiği bunca acının ve ıstırabın karşılığı insan bedenine protein olmak mıydı? Dünyaya gelme nedenleri sırf bu amaçla mıydı?