Rüya

Rüya
@Antigone2
Körlük
10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Tüm insanlık birden kör olsaydı ne olurdu... Yazar, insanlar nasıl da zamanla vahşileşir, hatta hayvanlardan bile daha yırtıcı olabiliri tüm gerçekçiliğiyle gözler sermiş.. Romanda farklı olan niteliklerden biri karakterlerin bir adının olmamasi. Doktor, doktorun karısı, koyu renk gözlüklü kız, tek gözü bantlı adam, birinci kör.. Böylelikle hiç karakterleri karıştırmıyoruz ve okurken tüm karakterler gözümüzde çok rahat canlanıyor. Bir diğer farklı olan nitelik; konuşmalar virgülle birbirinden ayrılmış ama hiç kısa çizgi kullanılmadan arka arkaya yazılmış. Bu bana ilk başta çok garip geldi. Acaba sayfa kısıtlamasından olabilir mi diye düşündüm. Bir diğer seçenek ise o anın akıcılığını korumak olabilir ve aslında gayet iyi işe yaramış. Zamanla alışıyorsun ve yazarın anlattığı aynı serilikte okuyup hikayeye daliyorsun. Gözleri hiç kör olmayan tek karakter doktorun karisiydi. O da elbette insanoğlunun karanlık yüzünü göstermek hatta zaman zaman kendimizden utanmamiza sebep olacak ruhumuzun özünü yüzümüze vurması için bırakılmış.. Kitap çok akıcı okunması çok rahat. Ve okuyucuya kendi alanını da bırakıyor bence. Tüm sorular cevap bulmuyor. Seyircinin hayalgucune birakiliyor. Örneğin ilk körlügun çıkışı nasıl oldu,doktorun karısı neden kör olmadı, acaba biraz dolassalar başka kör olmayanlar da kalmış mıydı, yoksa hiç görme yetilerini kaybetmemiş küçük bir üstün grup kendi kralliklarini ilan etmiş miydi, ve niye kör oldular ve niye birden tekrar görmeye başladılar.. Sonuç olarak yazar bize düşündürdü: Gören ama görmeyen ne çok insan var bu dünyada. Akılları kör olmuş, kalpleri vicdanları kör olmuş azımsanamayacak bir topluluk var. Ve biz aslında her gün bunu yaşıyoruz. Sadece üstümuz temiz, görünümümüz temiz ama körüz... Günden
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,9bin okunma
Reklam
varoluş
9/10
·282 syf.··
2025 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2025 12:58
Bazen kaçıp gitmek istersin..Her şeyi ardında bırakmak.. Hayatının sorumluluğu ağır gelir. Çünkü hepsi senin tercihlerinin sonucudur. Buna katlanamazsin. Pişman olursun.Pismanlık tüm hücrelerine akar, yayılır.. Öyle yapmasaydım, o teklife evet demeseydim, o gün oraya gitmeseydim, o kişiyi dinleseydim, şunu da deneseydim....Bitmez, cümlelerin sonu gelmez. Sonsuz cümlenin arasında bir hiçsindir artık. Hiçbir şey beceremedim bu hayatta diye kafanın içini kemirip duran o sesi yenemezsin. Her şeyi mahvettin.. Artık tüm hayatın berbat olacak.... Oysa ne güzel dedi kitaptaki "Her şey olmuş bir hiç olan" Nora: " Yasayamadigimiz hayatların yasını tutmak kolay....Edinemedigimiz arkadaşlara, yapamadığımız işlere, evlenmedigimiz insanlara, yapmadığınız çocuklara özlem duymak işten değil....Ama esas sorun yaşamadığımiz için pişmanlık duyduğumuz hayatlar değil. Sorun pişmanlığın kendisi. Büzüşmemize, kuruyup kalmamıza kendimizin ve bütün insanlığın en büyük düşmanı olduğumuzu hissetmemize neden olan pişmanlığın ta kendisi. Olası hayatlarımızdan herhangi birinin ondan daha mı iyi yoksa daha mı kötü olacağını bilemeyiz o hayatlar yaşanıyor. Evet ama biz de yaşıyoruz ve asıl bu yaşantıya odaklanmalıyız. Her yere gidip herkesle tanışamaz istediğimiz her mesleği yapamayız tabii ama o hayatlarda hissedeceklerimizin çoğunu hissedebiliriz yine de.... Gözlerimizi kapayıp önümüzdeki içeceğin tadını çıkarmak ve çalan müziği dinlemek yeterli. Şu anda olası bütün hayatlarda yaşadığımız kadar eksiksiz ve tam bir hayat yaşıyoruz. Aynı türden duyguları burada da deneyimleyebiliriz. Olmamız gereken tek bir kişi var. Hissetmemiz gereken tek bir varoluş var." Kitap etkileyici ve derin. Derin ama akıcı da. Öyle bir kapılıyorsun ki sen de kendi hayatının versiyonlarını aklından geçirip
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,2bin okunma
8/10
·224 syf.··
2025 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2025 11:24
Kitapta söylenmek istenenler; sade bir dille, acık ve anlaşılır bir şekilde okuyucuya aktarılmış. Zaman zaman herkesin sadece kendisinin hissettiğini düşündüğü duyguları aslında tüm insanların hissettiği çeşitli olaylarla bize açıklanıyor. Özel değiliz, farklı değiliz. Düşündüğümüz kadar aslında kimsenin umurunda değiliz. Son yıllarda popüler olan ben merkezli düşünme eğilimi de gerçekçi bir şekilde eleştiriliyor.Bu hayatta bir kez yaşıyoruz, ben değerliyim gibi düşüncelerin teorikten öte gidemediğini öne sürerken, pratikte neler yapmamız gerektiğini de bize söylüyor. Kendimizi şifalandırmanin aslında başkalarına şifa olabilmekten geçtiğini, başkalarına yardım ettikçe bizim de iyileşeceğimizi savunuyor. Yazarın aralarda kendi hayatından da kesitler sunması, psikolog olmasına rağmen ne kadar da bize benzediğini görmek insanı rahatlatıyor. Hatta itiraf etmem gerekirse bazı noktalarda acaba sen ben misin dememe sebep oldu.. Ondan dolayı diğer kitaplarını da okumaya karar verdim.
Hayat Acemileri İçin Yaşam RehberiBeyhan Budak · Kronik Kitap · 20243,705 okunma
Başlangıç
7/10
·104 syf.··
2025 2. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2025 09:27
Yazar, budist bir öğreti olan shenpa'yı merkeze koyarak; nasıl değişime kucak açabileceğimiz, yıkıcı alışkanlıklarımızdan nasıl kurtulabileceğimiz konusunda farkındalık kazandırmayı amaçlamış. Shenpa, bir şeye kapılmanın ve saplanıp kalmanın yarattığı histir. O sigarayı içme, fazla yemek yeme, bir içki daha içme, gaddarca bir şey yapma veya bir yalan söyleme dürtüsüdür. Günlük deneyimlerimizde ise şöyle ortaya çıkar: Birisi size sert sözler söyler ve içinizde bir şey gerilir. Bir anda buna kapılırsınız. İçinizdeki gerilim hızla o kişiyi suçlamaya veya kendinizi kötülemeye dönüşür. Söylenen şey sizi etkiler ve tetikler. En temel shenpa egonun kendisidir.Shenpa sözsüzdür ama düşünceleri ve duyguları büyük bir hızla ortaya çıkarır. Shenpa'nın ne olduğunu anladığımızda ona da şefkatli yaklaşabiliriz. Çünkü herkeste vardır. Herkeste her an ortaya çıkabilir.Bununla başa çıkabilmek için yapılacak şeylerden bir tanesi anda kalma pratiğidir. Duraklamak, dikkat kesilmek ve 3 derin nefes almak. Bir başka yol ise sadece bir süre öylece oturmak ve sadece odadaki sesleri dinlemektir. Sadece dikkatini vererek dinlemek.. Duyduğumuz sesler iyi ya da kötü değildir.Sadece sestir. Bu pratiğe alıştıkça saplanıp kaldığımız duygulara da anlam yüklemeyi bırakırız. Onlar için olumsuz bir anlam beslemeyiz, olumlu bir anlam da beslemeyiz.Onlar sadece duygudur.İyi ya da kötü değil. Teoride çok kolay gibi görünse de pratikte yoganın temel öğretilerini bilmeyen bir kişi için bunları uygulamak zordur. Kitabın özünde söylenen her şey aynıdır aslında. O boşluğa izin vermek.. Ancak bölümler arası kopukluklar hatta cümleler arası kopukluklar zaten yoganın temel öğretilerini bilmeyenler için zor olabilecek bu uygulamaları anlamalarını da zorlaştırmaktadır. Ama sanırım bunun
SıçrayışPema Chödrön · Koridor Yayıncılık · 2020324 okunma