İnsanın içindeki umutsuzluk, ölmek isteyip de ölememekle ilgilidir. Ölüm, umutsuzluğun sonu değil, tam tersine onun sürekliliğidir. Tanrı karşısında kendisi olmayı reddeden ya da kendisi olmaya çalışan her birey, aslında sonsuz bir can çekişme içindedir. Bu öyle bir hastalıktır ki; ölmek istersin ama ölüm seninle uzlaşmaz.
Nice suçlar işlenmiştir, yalnızca bunları işleyenler kusurlu olmaya dayanamadıkları için! Vaktiyle bir sanayici tanımıştım, mükemmel, herkesçe sevilen bir karısı vardı, ama adam yine de aldatıyordu karısını. Bu adam, haksız olduğu için bir erdem beratı alamadığı ya da bu berata layık olamadığı için, sözcüğün tam anlamıyla kuduruyordu. Karısı mükemmel davrandıkça, o büsbütün kuduruyordu. Sonunda haksızlığı kendisi için dayanılmaz bir hal aldı. O zaman ne yaptı dersiniz? Onu aldatmaktan vaz mı geçti? Hayır. Öldürdü onu.