Kitaplar ve anılar üst üste
yığılıp yoğunlaştı. Her kitapta bir hakikat kırıntısı vardı ve her anı
bir kırıntıya, insanın ilişkilerin gerçek dogasını boșuna öğrendiği,
bu tür bilgilerin onu daha bilge kılmadığı cevabını veriyordu.
Okumak istersin ama bir șekilde kitabın içine de yağmur yağar; kelime anlamıyla değil ama buna rağmen gerçekten, harfler
hiçbir șey ifade etmez, sadece yağmuru dinlersin.
Hafıza sapla samanı olağanüstü bir biçimde ayırır. Büyük olaylardan on yıl, yirmi yıl sonra bunların insanın içinde hiçbir etki yaratmadığı ortaya
çıkar. Sonra insan günün birinde bir avı, bir kitabın bir yerini ya
da bir odayı hatırlar.
Tropikal ülkeler onların üniversite
terbiyelerini kemirip yok ediyor, tıpkı deriyi insan vücudundan
parça parça ayıran cüzam gibi. Oxford ve Cambridge çürüyüp dökülüyor. Şunu bilmelisin ki, her kim uzun süre Tropikal ülkelerde kaldıysa, onlar kendi şüpheli biri. Hatırı sayılıyor,
hürmet ediliyor ama bir yandan da şüpheli. Bunun gizli kayıtlara
not düşüldüğünden eminim: 'Tropikler', tıpkı 'kan hastalığı' yazılması gibi. Ya da 'casusluk faaliyeti'. Her kim Tropikal bölgede uzun
süre kaldıysa şüphelidir; boșuna golf ve tenis oynamış, boşuna
Singapur'un kulüplerinde viski içmiş, zaman zaman smokin ya da
üniformayla, göğsünde bütün madalyalarıyla valinin verdiği resep-
siyonlarda boșuna boy göstermiștir: Șüpheli olarak kalır. Çünkü
Tropikal ülke tecrübesi vardır. Çünkü her hayati tehlike gibi çekici
bir tarafı da olan bu korkutucu ve karșı konulmaz bulașıcı hastalığı
içinde tașır. Tropikler bir hastalktır. Tropikal hastalıkları atlatırsın,
Tropikleri asla."