«İnsan, yedisinde neyse yetmişinde de odur!» derler. Amenna! Fakat yedisinde neyse on yedisinde, hatta yirmi yedisinde, pek o kadar «o» değildir de ancak kırka doğru tekrar yedisindekine benzemeye başlar. Mesela, yedisinde korkak olan çocuğa on yediye doğru bir cesaret gelir; kanı kaynar; ötede, beride bazı tehlikeli atılganlıklar yaptığını gö- rürsünüz. Fakat kırktan sonra damarlar katılaşmaya başla- yınca eski korkaklık gene deliğinden burnunu gösterir. Yedide cadıdan, elli yedide hırsız veya polisten korkan insanla yirmi yedide karanlık sokaklarda ıslık çalarak dolaşan genç adam arasında -ıslığın sesi biraz titrek de çıksa- her halde bir fark tanımak lazımdır.
"İrfan Kurudal, cinselliğin, Türkiye'deki bütün toplum katmanlarının bilinçaltına inanılmaz bir biçimde egemen olduğuna inanıyordu. Sigmund adlı profesör hayatta olsa, teorisinin kanıtlanması için müthiş bir laboratuvar olabilirdi Türkiye."
"İstifa etmeyi çok düşündüm. Lakin kendimi bildim bileli, ekmeğini yediğim, ikbalini gördüğüm devleti, şimdi dara düştüğünde, batan gemiyi terk eden fareler gibi terk etmeyi kendime yakıştıramıyorum. Çaresiz, göğüsleyeceğiz başımıza gelecekleri."
"Bu kitap... makul bir olasılıkla günde birkaç saatini çalışmaya ayırabilecek, kendisine de belli düzeyde entelektüel tatmin sağlayacak ve mezun olduktan sonra da işine yarayacak bir tez yazmak isteyenlere yönelik."