Şahin Hacıoğlu

Şahin Hacıoğlu
"...Bir avuç toprak biraz da suyum ben, Neyimle övüneyim işte buyum ben. Gâh çıkarım gökyüzüne seyrederim âlemi, Gâh inerim yeryüzüne seyreder âlem beni..."
Öğretmen (Mamoste)
Lisan (BAÜ)
İstanbul (Konstantinapolis)
Digor (Çocukluğumun Başkenti), 1 Eylül
38 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Açlık
"Aşağıda evsizlerden oluşan otuz-kırk kişinin beklediği bir salona girdim. Kayıt yapan memur onları birer birer çağırıp ellerine bir kahvaltı kuponu veriyordu. Bu sırada gündüz nöbetçisi, yanındaki polis memuruna sürekli soruyordu: " Şuna da kupon verdiniz mi ? Hepsine vermeyi unutmayın. Karınları aç görünüyor. " Durduğum yerden kuponlara baktım ve keşke bana da verseler diye düşündüm. " Gazeteci Andreas Tangen!" Öne çıkıp eğilerek selam verdim. " Aman efendim, siz buraya nasıl düştünüz?" Durumu açıkladım, gözümü bile kırpmadan yalan söyleyerek dünkü masalı yineledim; gece geç saate kadar dışarıda kaldığımı, kafede oturduğumu , bahçe kapısı anahtarlarımı kaybettiğimi anlattım. " Anlıyorum, " diyip gülümsedi, " Olur böyle şeyler. Rahat uyuyabildiniz mi peki? " " Devlet bakanı gibi!" Diye karşılık verdim. " Devlet bakanı gibi!" " Çok sevindim !" dedi ve kalktı. " Size iyi günler dilerim!" Böylece oradan çıktım. Bir kupon, bana da bir kupon ! Üç gün üç gecedir yemek yemedim. Bir ekmek! Ama kimse bana kupon teklif etmedi ve ben de istemeye cesaret edemedim. Bu hemen kuşku uyandırırdı. Özel yaşamıma burunlarını sokmaya başlar, gerçekte kim olduğumu öğrenir, yanlış bilgi verdiğim için beni tutuklamaya kalkarlardı. Dolayısıyla bir milyoner gibi başım dimdik ve ellerim paltomun eteklerinin altında terk ettim karakolu.
Sayfa 74 - Can Sanat Yayınları, Adsız ve Aç Genç·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
Açlık
"Korkunç ve ateşli bir öfkeye kapıldım. Ana kapıdan paketimi aldım, dişlerimi sıktım, kaldırımdaki huzurlu insanlara çarpa çarpa yürümeye başladım ve kimseden özür dilemedim. Bir beyefendi durup davranışımdan dolayı beni biraz keskince uyarınca arkamı döndüm, adamın kulağına tek bir anlamsız söz haykırıp yumruklarımı burnunun altından salladım ve denetleyemediğim kör bir hiddetle yürümeye devam ettim. Adam bir polis çağırdı, o sırada hırsımı polisten çıkarmayı çok isterdim, beni yakalayabilsin diye adımlarımı yavaşlattım, ama gelmedi. Kişinin en içten ve en gayretli girişimlerinin hepsinin birden boş çıkmasının ardında herhangi bir mantık var mıydı?
Sayfa 50 - Can Sanat Yayınları, Adsız Genç·Kitabı okudu
Alıntı
Açlık
" Karşılaştığım kimseler ışıltılı başlarını nasıl da neşeyle ve kolayca dimdik tutuyor, yaşam bir balo salonuymuş gibi nasıl da süzülüyorladı. Gördüğüm bakışların hiçbirinde kederin izi bile yoktu, omuzlar yüksüzdü, bu mutlu ruhlar büyük olasılıkla ne bir karanlık düşünce ne de gizli bir acı taşıyordu. Öte yandan bu kişilerin arasında yürüyen ben, gençliğime ve yeni serpilmiş olmama karşın, mutluluğun neye benzediğini bile unutmuştum! Bu düşüncenin altında ezilirken büyük bir haksızlıklığa uğradığımı anladım. Son birkaç aydır niye bu kadar zorluk çekiyordum? Kendi mutlu doğamı göremez olmuştum ve her yerde karşıma en olmadık terslikler çıkıyordu. Ne zaman bir banka otursam ya da bir yere gitsem küçük ve önemsiz sorunlarla uğraşmam gerekiyordu. ... Derdim neydi benim? Tanrı'nın gazabına mı uğramıştım? Öyleyse niye , diyelim ki Güney Amerikalı biri değil de , ben maruz kalmıştım buna?
Sayfa 22 - Can Sanat Yayınları, Adsız Genç·Kitabı okudu
Edebiyat
Açlık...
"Hey koca dünya, insan ne kadar aptalların arasında yaşamak zorunda kalıyordu kimi zaman!"
Sayfa 132 - Can Sanat Yayınları, Adsız Genç·Kitabı okudu
Edebiyat
Oblomov
Oblomov kendi kendine konuştu: —Zavallı dostum, batmışsın sen, boğazına kadar batmışsın batağa, gidiyorsun. Biçare, işinden başka hiçbir şey göremez, duyamaz, konuşamaz olmuş. Ama böylesinin yolu açıktır, yakında büyük işler başarır, en yüksek mevkilere yükselir... Bizde buna meslek sahibi olmak diyorlar. Bunun için zekâya, iradeye , ruha gerek yok; bütün bunlar lüks. Bu adamın hayatı böyle geçip gidecek ve ruhunun birçok yanı hiçbir zaman açılmayacak... on ikiden beşe kadar dairede iş, sekizden on ikiye kadar da evde, vah zavallı!
Sayfa 29 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Oblomov·Kitabı okuyor
Edebiyat
Reklam