Rita Felski'nin bu kitabı benim için çok aydınlatıcı oldu. Kitap genel olarak okur-eser arasındaki bağa odaklanıyor ve farklı okur tepkilerini çok detaylı bir şekilde inceliyor.
Kitabın başlığına aldanıp kolay bir kitap zannetmeyin sakın. Tam tersine çok derinlikli bir kitap ve daha önce de edebiyat eleştirisi alanında okuma deneyimlerim bulunmasına rağmen yer yer bazı kısımları anlamakta zorlandım.
Kitap okuyucunun bir edebi eser karşısında takınacağı tutumları 4 ana başlıkta inceliyor: Tanıma, büyülenme, bilgi ve şok. Bir kitabı okurken kendimizi tanıyabilir miyiz? Edebiyat eserleri kurmaca karakterler üzerinden kendimizi keşfetmemize nasıl yardımcı olur? vb. sorular yönelterek edebiyatın işlevinin aslında ne kadar geniş olduğunu ve eleştirmen tarafından bile gözardı edilen bazı hususların aslında ne kadar üzerinde durulmaya değer olduğunu görürüz.
Kitabın bir başka özelliği ise bu sorular ekseninde bir arayış yoluyla edebiyatın tanımına ulaşma çabasıdır. Edebi eseri bir tarih metninden ya da kuru bilgi aşılayan diğer teorik metinlerden ayıran özellikleri bu kitabı okursanız daha iyi anlarsınız. Edebiyat insanı kendi atmosferine çekerken onu sadece bir olaylar dizisi içinde yaşatmıyor, o olaylara bakış açısı kazandırarak bu bağlamda bilgi de veriyor. Böylece edebiyat metinlerinin aslında bilgi içeren diğer metinlerle bir yönüyle ortak ama onlardan farklı olarak estetik ölçünlerle bir değerlendirme içerdiğini ifade edebiliyoruz.
Edebiyat metinlerinin okurla ilişkisi dönemden döneme, metinden metine, insandan insana ve hatta en küçük sosyo-kültürel birimlere göre değişkenlik arz ediyor. Binaenaleyh biz edebi metinleri değerlendirirken bunlardan soyutlayamıyoruz. Bunun bir başka yol açtığı sonuç da metni incelerken sadece metne değil, metnin imlerine, göstergelerine