Edebiyat eleştirmenleri okudukları metinlere olmayacak güçler atfetmeye, burjuva öznelerin oluşumundan sanki tek başına romanın yükselişi sorumluymuş gibi yazmaya, yahut en beğendikleri performans sanatı eserinden yıkıcı toplumsal ajitasyon dalgalarının yayılması sanki Tanrı'nın emriymiş gibi düşünmeye bayılırlar. Ne ki, metinler dünya üzerinde doğrudan etkide bulunmaya muktedir değildir -bu ancak onları okuyanlar aracılığıyla mümkündür. Bu okurlar da heterojen ve karmaşık birer mikrokozmostur: Toplumsal olarak şekillenmiş ama belli bir iç düzen de barındıran karmaşık bir inanç ve duygu, yenilik itkisi ve eylemsizlik örüntüsü, ilginç istidatlarla iç içe geçmiş kültürel ortaklıklar alaşımıdır her biri. Okuma adını verdiğimiz çift yönlü işlemde, metinler etkilerini hem mümkün kılan, hem de sınırlayan sımsıkı örülmüş yorum ve duygusal yönelim süzgeçlerinden geçer. Türlü şekillerde belirlenen çok-yönlü okuma edimini mercek altına almak, edebiyatın etkilerinin estetlerin öne sürdüğü gibi yüceltici veya kimi radikallerin üstelediği gibi amansızca otoriter olmadığını ister istemez ortaya koyar.