Arda Çolakoğlu

Arda Çolakoğlu
@Arda4534
Koyup tesbîh-i mercânı seni kim dinler ey vâ'iz Mufassal kıssa başlarsın garîb efsâne söylersin -Bâkî
Öğrenci
Boğaziçi Üniversitesi/ Türk Dili ve Edebiyatı (Lisans), Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı (Yüksek lisans-devam ediyor)
Ankara
Kars, 19 Nisan
296 okur puanı
Mart 2016 tarihinde katıldı
Modernist Romanda Kadın Yazınına Dair
8/10
·196 syf.··
2025 22. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2025 00:00
Türkçe romanda feminist izleklere dair "fena olmayan" bir inceleme/araştırma kitabı. Toplumsal cinsiyete ilişkin tarihsel ve kavramsal süreçleri modernist kadın yazınıyla birleştiren bir okuma sunduğunu söylemek mümkün. Esasen master'daki kitap projem için seçtiğim bir kaynaktı, oldukça merak ediyordum ve bunu çalıştım. Bu bir tez aslında ve İletişim tarafından kitap hâline getirilmiş. Metnin ana argümanı, 1930'dan sonra sessizleşen kadın yazınının aslında o kadar da sessiz bir dönemde olmadığı, özellikle 60'tan sonra çok ciddi bir ivmelenme yakaladığı ve Batı'daki ikinci kuşak feministlerin kavram ve söylemlerini Türkiye bağlamında ve roman türüyle beraber düşünülerek yeniden ürettikleri şeklinde özetlenebilir -zaten bu bir tez olduğu için metnin sadece giriş ve sonucunu okumak ana argümana dair ciddi bir özet niteliği taşıyacaktır. Peki ben bu kitaba neden "fena değil" diyorum? Böyle dememin sebebi bu kitap feminist kurama çok da aşina olmayan okuyucular için ciddi bir rehber niteliği taşıyabilir, ancak edebiyat disiplini için biraz zayıf ve arka planda kalan bir araştırma. Böyle olması da normal çünkü tez edebiyat alanında yazılmamış, başka bir sosyal bilim dalında -şu anda hatırlamadığım- yazılmış. Edebiyat bilimi özelinde eleştiriler getirilecek olursa en başta vurgulanması gereken şey, daha doğrusu benim gözümde zayıflık, anlatıbilimin (narratology) tekniklerinden roman incelemelerinde çok az faydalanılmış olması; metinlerin söylem, tür, retorik, anlatıcının konumu ve en nihayet bütüncül değerlendirmede neredeyse hiç ele alınmıyor oluşu. İkinci vurgulamak istediğim ve çok daha göze batan bir zayıflık ise metnin, ele aldığı romanları sürekli özetlemeye girişmesi. Bazen okuyucuya -özellikle o romanları okumamış biriyse- kısa tanıtım ve özet geçmek makbuldür,
Kadınca Bilmeyişlerin SonuDuygu Çayırcıoğlu · İletişim Yayınları · 202230 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Gülfidan'ın Deneyimleri
9/10
·192 syf.··
2025 3. kitabı
Bu kitap incelemelerde çokça haksızlığa uğramış gibi hissettiğim için iki kelam edeyim dedim. Gece Dersleri, Latife Tekin'in bundan önceki Sevgili Arsız Ölüm ve Berci Kristin kitaplarına benzemiyor; zira burada diğer 2 roman gibi toplumun çeperlerine itilmiş yerli halkın -kente göçen köylülerin, şehrin kıyısında yaşam kurmaya çalışanların- hikâyesini konu edinmiyor Tekin, sosyalist ideoloji tarafından kimliği öğütülmüş bir kadını romanın merkezine oturtuyor. Kabul etmek gerekir ki bu kadın öznenin kendini ifade ediş biçimi oldukça soyut, imgesel düzeyde kalmış. Belli bir olay akışından ziyade ''olaylar kesitinden'' ve hatta ''zihin kesitinden'' söz etmek daha mantıklı böyle olunca. Ama edebiyatın bir şeyleri doğrudan anlatması ya da meselesinin apaçık ortada olması gibi bir kaygı onu işlevselleştirebilir, anlatım tarzından öte anlattığına odaklanmamıza sebebiyet verir ki bu da dilsel/kurmaca niteliği ıskalamamızla sonuçlanır çoğu zaman (ne yazık ki pek çok okurun yaptığı ve dikkat ettiği bu). İşte Gece Dersleri de tam olarak böyle bir farkındalıkla okunmalı, imgelere dikkat edilmeli, kısacası şiir gibi değerlendirilmelidir. Metnin geneli Gülfidan karakterinin günlük diliyle ve ben-anlatıcıyla eril toplumsal yapının baskın olduğu sosyalist bir örgütlenmede yaşadıklarını aktarması üzerine. Anlatıcı karakterin bilinci ve benliği parçalı olup, kurgu da geriye ve ileriye dönük sıçramalarla ilerlediği için ve dramatik kurgunun da -eylemlerin, diyalogların, ilişkilenmelerin- bu bireysel imgelemle iç içe geçmesi nedeniyle kitap, yalnızca nitelikli bir okur bekliyor. Gülfidan'ın kendi kadınlık deneyimlerine müsaade etmeyen bu sosyalist örgüt içinde ne tür bir duygulanım içinde olduğunu, bir yandan benliğinin Sekreter Rüzgâr olarak bölünmesinden ve onun itham edici
Gece DersleriLatife Tekin · Can Yayınları · 2018432 okunma
8/10
·387 syf.··
2022 21. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2022 17:27
Majesteleri Kral, Thomas Mann'ın bilinen ve çok okunan eserlerinden değil ama temsil ettiği gerçeklik bağlamında yine de çok önemli bir yere oturuyor. Grimmburg isimli kurmaca bir Alman Grandüklüğünde geçen hikaye, bu küçük devlette baş gösteren ekonomik ve siyasi sorunlar üzerinden toplumun üst tabakaları ile halk arasındaki ilişkiye odaklanmış. Boyaları eskimiş ve her yanı çürümeye yüz tutmuş bir sarayda toplumsal yaşantıdan yalıtılmış bir biçimde yaşayan Grandüklük ailesi bir yanda, sefalet içinde ekonomik sıkıntılarla boğuşan ama yine de kraliyete tutkuyla bağlı halk diğer yanda. Thomas Mann'ın 400 sayfayı tutan bu romanda kesinlikle bir Avrupa eleştirisi getirmeyi denediği söylenebilir ancak, bu hanedanlıkta yetişen ve kendi sosyal tabakasını aşmaya çalışan başkarakter Prens Klaus Heinrich üzerinden yansıtılan bireysel hikayeyi daha güçlü buldum. Heinrich, hanedanın geri kalanından ayrı bir biçimde, halkın sorunlarına karşı duyarsızlık sergilemiyor. Romanın büyük kısmı boyunca kendi bireysel sorunlarına çok fazla eğilip bir prens olarak yalıtılmışlığın ve yetişme tarzının getirdiği varoluşsal problemlerle ziyadesiyle yüzleşmesi bir yana, ilerleyen sayfalarda giriştiği aşk hikayesinin kendisini aşmasına nasıl yardım ettiği üzerine ciddi bir okuma yapılabilir. Öte yandan yine de bu kısım beklediğim kadar detaylı işlenmemiş. Hikayeye sonradan nüfuz eden aşk ve -ki buna ne ölçüde aşk denir, prensin tutkusu bir yana bırakılırsa müstakbel prenses ona nasıl aşık oldu? Bu dahi ucu açık bırakılıp yanıtlanmayan bir soru- halkın birdenbire refaha kavuşması arasındaki bağlantı ülkenin genel durumu tasvir edilirken yapıldığı gibi daha somut bir zemine oturtulup izah edilebilirdi. Yani modern kurmaca bağlamında ve okuduğum diğer romanı Venedik'te Ölüm'e göre daha zayıf bir
Edebiyat
Majesteleri KralThomas Mann · Can Yayınları · 2013159 okunma
TUTUNAMAMAK ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ
10/10
·724 syf.··
2020 34. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2020 23:58
Tutunamayanlar kitabının anlam derinliği ne kadar yoğun, biçimsel olarak ne kadar olgun ve ne kadar sarsıcı bir roman olduğunu pek çok okuyucu bilir. Ben de böyle büyük bir kitaba yazılan incelemelerin -kendiminki de dahil- ne kadar eksik kalacağını bilirim. Tutunamayanlar adı üzerine düşünmek, kitabı aydınlatmaya çalışırken çok büyük bir dayanak oluyor. Öncelikle, kim bu ''Tutunamayanlar''? Kimler bu unvana sahip? Oğuz Atay'ın diğer eserlerini okuyanlar gayet iyi anlayacaklardır ki Tutunamayan kitle aydınlardır, aydınlarımızdır. Zira Oğuz Atay'ın yazdığı eserlerde hiç de eksik etmediği bir aydın trajedisi gözlerimizin önüne bütün çıplaklığıyla serilir. Atay Tehlikeli Oyunlar'da ve bu romanda meseleye farklı açılardan yaklaşır. İlkinde Hikmet BENOL karakteri büyük bir çıkmazda, aile ilişkileriyle örülü bir örümcek ağında benliğini arıyor, tutunamıyor. İkincisinde Turgut ÖZBEN bu sefer tutunamayanlardan olan arkadaşının gösterdiği IŞIK'la bu yola sürükleniyor. Burada bir aile trajedisi yok, ailenin ve geleneksel toplum yapısının dışında bir mesele var. Onların elini bile süremeyeceği, İNSANIN ANLAM ARAYIŞI var. Kahramanların soyisimlerinden anlaşılmıyor mu yeterince? İnsanın tutunamayanlardan biri olup çıkması bir süreç. Bizi tutunamayan yapan hayatın anlamını kaybetmemiz, onda devamlı bir amaç aramamız ama yine devamlı boşluğa düşmemiz, inandığımız bütün değerlerin sahte, çevrili olduğumuz bu dünyanın ise çekilmez yanları olduğunu görmemiz. Bir anlamda varlık sorununu ele almak bu(bkz. #86828213). Oysa Metin karakteri gibi ya da Turgut'un ilk zamanlarında olduğu gibi bunları hiç düşünmeden yaşamımızı sürdürebilir, günlük rutinimizde yaşlanıp ölebilirdik. Ne diye Selim'in peşinden gidelim ki? Ancak Selim'i yavaş yavaş anlayınca, tüm
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
10/10
·170 syf.··
2020 21. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2020 16:16
Rita Felski'nin bu kitabı benim için çok aydınlatıcı oldu. Kitap genel olarak okur-eser arasındaki bağa odaklanıyor ve farklı okur tepkilerini çok detaylı bir şekilde inceliyor. Kitabın başlığına aldanıp kolay bir kitap zannetmeyin sakın. Tam tersine çok derinlikli bir kitap ve daha önce de edebiyat eleştirisi alanında okuma deneyimlerim bulunmasına rağmen yer yer bazı kısımları anlamakta zorlandım. Kitap okuyucunun bir edebi eser karşısında takınacağı tutumları 4 ana başlıkta inceliyor: Tanıma, büyülenme, bilgi ve şok. Bir kitabı okurken kendimizi tanıyabilir miyiz? Edebiyat eserleri kurmaca karakterler üzerinden kendimizi keşfetmemize nasıl yardımcı olur? vb. sorular yönelterek edebiyatın işlevinin aslında ne kadar geniş olduğunu ve eleştirmen tarafından bile gözardı edilen bazı hususların aslında ne kadar üzerinde durulmaya değer olduğunu görürüz. Kitabın bir başka özelliği ise bu sorular ekseninde bir arayış yoluyla edebiyatın tanımına ulaşma çabasıdır. Edebi eseri bir tarih metninden ya da kuru bilgi aşılayan diğer teorik metinlerden ayıran özellikleri bu kitabı okursanız daha iyi anlarsınız. Edebiyat insanı kendi atmosferine çekerken onu sadece bir olaylar dizisi içinde yaşatmıyor, o olaylara bakış açısı kazandırarak bu bağlamda bilgi de veriyor. Böylece edebiyat metinlerinin aslında bilgi içeren diğer metinlerle bir yönüyle ortak ama onlardan farklı olarak estetik ölçünlerle bir değerlendirme içerdiğini ifade edebiliyoruz. Edebiyat metinlerinin okurla ilişkisi dönemden döneme, metinden metine, insandan insana ve hatta en küçük sosyo-kültürel birimlere göre değişkenlik arz ediyor. Binaenaleyh biz edebi metinleri değerlendirirken bunlardan soyutlayamıyoruz. Bunun bir başka yol açtığı sonuç da metni incelerken sadece metne değil, metnin imlerine, göstergelerine
Edebiyat
Edebiyat Ne İşe Yarar?Rita Felski · Metis Yayıncılık · 2019137 okunma