-Yirmi dört saat diye soruyorsunuz. Deli misiniz, kimi gün yüz yıldır kimi gün bir dakika. Her günün yirmi dört saat olduğunu nereden anladınız?
Fazıl Hüsnü Daglarca
Anne..
Düştüğüm sokaklardan koşup geldim.
Sen çağırdın diye.
4'te devre 8'de hava kararıyor.
Geciktim.
Özür dilerim.
Elim yüzüm kir, pas içinde.
Ne olur kızma...
Biraz daha kalayım böyle.
Yıkarsam çıkacak çocukluğum.
Izin ver anne...
Ne kadar kirliysem o kadar çocuğum...