Emin Taşdemir

Emin Taşdemir
Çok küçüktüm, sonra az küçüktüm, daha sonra daha az küçüktüm, daha daha sonra hiç küçük değildim ve şimdi büyüdüm, üzgünüm...
Anne
Dizlerinin üstünde başımı koyacak yerim hâlâ var mı anne Bir solukluk düş kursam yeter orada Beşikten çoktan vazgeçtim, eteğinde oturmak mümkün mü şimdi Saçlarım dikken diken senin elinden ayrılalı Dalıp gittiğin boşlukta ne var bulabildin mi anne Şimdi ben de aynı boşluğa dalıp dalıp gidiyorum Bir çıkar yolu var mı anne yoksa kaybolmaya meyilli bu aklım Hâlâ ekmek kokar mısın eskisi gibi, ben hangi ekmeğe dokunsam sen kokuyor Büyüdüm ben anne, ne mel’em bir şeymiş bu büyümek Büyüdükçe kendime sığamıyorum, yurdumdan taşıyorum Kuşlar yuva yaptıkça saçlarım azalıyor Ama olsun kuşlar üşümesin bana yeter Büyüdüm ben anne hem de çok Baba oldum, şimdi kızımla sohbet ediyoruz Onunla çocuk oluyorum, yine ve yeniden Seni anlatıyorum ona, gözlerim yan çiziyor hemen sulanıveriyorlar Yutkununca geçiyormuş gibi yapıyorlar Gittikçe büyüyorum anne, yokuşları çıkmakta zorlanıyor dizlerim Nefes alıp vermek de zahmetli olmuş Büyüdükçe sana yaklaşıyorum anne, oturduğun taşın üstünde bekle beni Beklemek doğum sancısı gibidir derler sen daha iyi bilirsin Ama fazla bekletme seni kuşluk vaktine kalmaz yetişirim sana.
1K
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bir gece ayazında düştün aklıma Sensizlik ayazı da buza kesti Hangi yıldız sana benziyor diye bakındı gözlerim Ama hep dönüp dönüp aya takıldılar Tek eksiği senin gibi gülemiyordu...
Şiir
Gözyaşlarımın tuzu kalmış yüzünde Gamzene göm beni Gülüşünle ört üstümü Bakma tirtir titrediğime Üşümekten değil Bu bildiğin alev alev yanmaktan...
Edebiyat
Nerden çıktı yine bu lânet bulutları Zifiri karanlık sanki gündüzler Kim boyadı gökyüzünü karanlığa Bırak gözün gözü görmesini Yüreğin akıldan Aklın bedenden haberi yok. El insaf Yetmez mi içtiğim karanlık Soluduğum siyah...
Edebiyat