Karanlığa resimler çiziyorum şimdi, gülüşüne boyuyorum geceyi. Dolmayan boşluklar var, eksik ve yarım. Sessiz sedasız boşluklar, ses getirecek bir eylemdi belki beklenen; sevişmek gibi mesela. Belki de bütün çizgiler özünde kırmızıydı, renklerdi karışık olan. Bölük pörçük kaldı işte her şey. Yollar eskisi gibi yürünmüyor, caddeler daraldıkça daralmış. Rüzgârlar tersine dönmüş, yağmurlar donuk yağıyor hep. Deniz desen dalgasına bile bakmaz olmuş. Bir küskünlüktür almış başını gidiyor. Çayın yerine yalnızlık demini çekiyor şimdi. Ve biliyor musun o günden sonra votkayla mandalina hiç birbirine yakışmadı...