Descartes gibi Spinoza da hayvan öldürmenin yasaklanmasını, zalimce
bir uygulama değil de, salt yararımızın gözetilmesi olarak hurafe sayar.
Bu açıdan, “hayvan öldürmeyi yasaklayan yasaların, sağlıklı akıldan çok,
boş bir hurafeye ve kadınsı bir merhamete dayandıkları açıktır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Spinozacı önerme, “sudan haz alan balıklar” gibi hayattan haz almayı öğrenmektir; yüzdükleri için balıkları hiçbir bir ödülün beklememesi gibi, insanların da bu hayat dışında bir hayat için bazı şeylerden el çekerek özlerini gerçekleştirmeleri ve iyi yaşamaları mümkün değildir. Öyleyse,
iyi hayatın kendisinden başka bir ödül, kötü hayattan başka da ceza yoktur.
(ruhun kaynağını bir kez öğrendiğimizde,
hayvanların da hissettiğinden kesinlikle kuşkulanamayacağımızı sanıyorum), doğaları insan doğasından nasıl farklıysa, insan duygularından da öyle farklıdır. At gibi
insan da, kuşkusuz, şehvetle üremeye eğilimlidir, ama biri at şehvetidir,
öteki insan şehveti. Aynı şekilde, böceklerin, balıkların ve kuşların şehvetleri
ve iştahları birbirlerinden farklı olmalıdır