İnsan deneyimlerinin ufku daraldıkça, bakış açısı da değişir. Altı aylık rutin kontrollerin, penisilinin ve hayat boyu ortodonti tedavisinin olduğu bir dünyada güvende olan (atom bombası haricinde) savaş bebekleri için sivilceler sokaktaki veya okuldaki insanların görebileceği birinci derece fiziksel deformasyon haline gelmişti, çünkü diğer deformasyonların icabına bakılmıştı zaten. Ortodontiden bahsetmişken, yoğun ve hatta boğucu baskıların olduğu bu dönemde diş teli takmak zorunda kalan çocuklar bunu bir fiziksel deformasyon olarak görüyorlardı. (Ara sıra, okul koridorlarında, "Hey, metal ağızlı!" diye bağıran çocukları duyabilirdiniz.) Ancak çoğu insan diş tellerini yalnızca bir tedavi şekli olarak görüyordu ve bunun, kolu askıya alınmış bir kızın veya dizine bandaj yapılmış bir futbol oyuncusunun durumundan farklı olduğunu düşünmüyorlardı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Korku, dehşet, endişe ve panik. Bunlar bizi birbirimizden uzaklaştıran, bizi kalabalıklardan ayıran ve yalnız başımıza bırakan duygulardır. Aslında, “sürü psikolojisi” ile bağdaştırdığımız bakış açılarının ve duyguların böylesine bir etki yaratması son derece mantığa aykırıdır, ancak bize kalabalıkların içinde aslında yalnız olduğumuz ve bu kalabalıkların içinde sevgiden eser olmayan bir kardeşlik olduğu söylenmişti. Korku hikâyelerinin melodileri basittir, sürekli tekrarlanır ve bunlar, parçalanmanın ve ayrışmanın melodileridir ama bir diğer tutarsızlık da, bu duygular dışa vurulduğu zaman durumların yeniden istikrarlı ve yapıcı bir hale geliyor gibi görünmesidir.
Film ve kitaplar kitlesel iletişim araçları oldukları için son otuz yılda insanların kişisel korkularından çok fazla iş yapmışlardır. Bu süre zarfında (ve geçtiğimiz yaklaşık yetmiş yıl içerisinde etkileri daha az olmakla birlikte) korku türü çoğunlukla, ulusların fobik basınç noktalarını bulmayı başarmış ve geniş bir insan yelpazesi içerisinde var olan korkuların üzerine gitmek ve bu korkuları açığa çıkarmak konusunda hemen hemen her zaman başarılı olmuştur. Doğaüstü olmaktan ziyade politik, ekonomik ve psikolojik olan bu korkular, en iyi korku eserlerine tatlı bir kinaye kazandırmıştır ve pek çok film yapımcısı, bu kinayeleri kullanırken çok rahattır. Bu rahatlığın sebebi, işlerin zora girdiğini fark etmeleri halinde, karanlıklarda saklanan o canavarı her zaman ortaya çıkarabileceklerinin farkında olmaları olabilir.