Ali Rıza MALKOÇ profil resmi
Ali Rıza MALKOÇ kapak resmi
1965 de Samsun'da doğdu. Teknik Lise elektrik bölümünden mezun oldu.Eskişehir Anadolu Ü. İktisat Fakültesinde okudu.
Felsefe, psikoloji, sosyoloji ağırlıklı yayın ve tüm yazılı çalışmalar ilgi alanına girmektedir.
Yayın redaksiyon hizmeti de vermektedi
Şair, yazar, danışman
Üniversite
Samsun
Samsun
Erkek
216 okur puanı
22 Eyl 2016 tarihinde katıldı.
1965 de Samsun'da doğdu. Teknik Lise elektrik bölümünden mezun oldu.Eskişehir Anadolu Ü. İktisat Fakültesinde okudu.
Felsefe, psikoloji, sosyoloji ağırlıklı yayın ve tüm yazılı çalışmalar ilgi alanına girmektedir.
Yayın redaksiyon hizmeti de vermektedi
Şair, yazar, danışman
Üniversite
Samsun
Samsun
Erkek
216 okur puanı
22 Eyl 2016 tarihinde katıldı.
  • Marlo Morgan'dan içinizdeki Aborjini ortaya çıkaracak bir kitap daha...Kitap hiç sıkmıyor, akıcı aynı zamanda yaşama dair görüşler ve yapılan tespitler kitabı mükemmel yapıyor. Önce yine Marlo Morgan'ın yazdığı "Bir Çift Yürek"i okursanız bu kitap daha etkili olur :)
  • Bu kitap ile Tolstoy okuma etkinliğinin sonuna gelmiş bulunmaktayım. Böyle etkinlikler düzenlediği için Hakan S. hocama teşekkür ederim.

    Diriliş deyince ben kitabın konusunu savaş ile ilgili sanmıştım.(Turgut Özakmanın kitabına gitti aklım.)Bir nevi savaşla ilgili kitap aslında. Nehlüdof'un kendi içinde vicdanen verdiği bir savaş.

    Normalde kitapları karşılaştırmaktan hoşlanmam ama kitabı okurken Suç ve ceza, İki Şehrin Hikayesi kitapları geldi aklıma. Mahkeme sahneleri nedeniyle İki Şehrin Hikayesini; Nehlüdof'un gençken yaptığı şeyler nedeniyle vicdanen rahatsız olması açısından ise Suç ve Cezayı hatırlattı bana.

    Genel olarak güzel bir kitap. Okurken yer yer sıkılsam da (Diğer karakterlerin hayatlarından bahsetmesinden dolayı.) akıcı bir kitaptı. Okumak isteyenlere tavsiye ederim.
  • DİRİLİŞ
    Tolstoy'un üç büyük romanından biri. 1899 yılında yayımlanan Diriliş'te Tolstoy, kiliseye ağır eleştirilerde bulunduğundan 1901 yılında kitabın ve Tolstoy'un Rus Ortodoks Kilisesi tarafından aforoz edilmesine neden olmuştur. Tolstoy eserlerinde tinsel konulara ağırlık vererek, bulunduğu dönemin toplumsal sorunlarını irdeleyen ve bu sorunlara ışık tutmuş bir yazardır. Dirilişte ise bu konular fazlasıyla hakimdir. Uykuda yaşarken, uyanma hali denilebilir buna. Ahlaki mutluluğa erişme arzusu, kilisenin eksiklikleri ve Rus toplumunun çürümüşlüğü anlatılmıştır kitapta.

    Öncelikle Diriliş'in ilham kaynağına değinecek olursam: Tolstoy'un evinde misafir olan hukukçu Anatolii Koni'nin kendi başından geçen bir hikayeyi anlatmasıdır. Savcı olarak görev yapan Koni'nin ofisine iyi giyimli, genç bir adam gelir. Ve Rozalia Oni adında bir hayat kadını hakkında Koni'den yardım ister. Hapishanede olan Rozalia ile evlenmek istiyordur. Ve kadında çok isteklidir bu evlilik için. Fakat savcı mutlu olamayacaklarını söyleyerek vazgeçirmeye çalışmıştır... (Devamı kitap hakkında ipucu sayılabilir.) Koni'nin hikayesi böyleydi.

    Tolstoy'un bir diğer hassas olduğu konu cinsellik ve kadın erkek ilişkileri değil midir Peki? O dönemde yazılmış Kroyçer Sonat'a da uygun düşmektedir bu konu. Her iki hikayede de kontrolsüz duyguların tehlikesi gözler önüne seriliyor. Sonrasında Tolstoy Koni'den bu hikayeyi kullanabilmek için izin istemiştir. Ve Savcı Koni'nin hikayeyi anlatmasından iki sene sonra aniden yazmaya başlamıştır Tolstoy. Bu hikaye sadece bir çıkış noktası olabilir. Ama Tolstoy bu sefer daha öfkeli ve çarpa çarpa dile getiriyor o dönem gördüklerini. Mahkemeye, devlet görevlilerine, ceza sistemine ve kiliseye ağır eleştirilerde bulunarak, sadece yargılananların suçlu olmadığını bu kararlarda etkili olanların da olayın içinde ve daha çirkin olduklarını dile getirmekte.

    ''Ağır çalışma koşullarının hasta ettiği, bozduğu; sarhoşluğun, ahlaksızlığın serseriliğe sürüklediği, sersemleştirdiği bu çocuk işsiz güçsüz sokaklarda dolaşırken akılsızlığından bir ambara girdi, hiç kimsenin işine yaramayacak iki üç yolluk kilim aşırdı diye bizler, bütün bu okumuş, zengin, geleceklerine güvenle bakan insanlar yakalamışız; onu bu duruma düşüren nedenleri ortadan kaldırmaya çalışacağımıza, bu çocuğu cezalandırmakla her şeyi düzeltebileceğimizi sanıyoruz.''

    ''Suçlu saydığınız insanları birkaç yüzyıldır öldürüyorsunuz. Bitirebildiniz mi onları? Ne gezer! Üstelik çoğaldılar. Cezalarınızın iyice kötüleştirdiği suçlular doldurdu her yanı. Oturdukları yerde adam cezalandıran kendileri de suçlu yargıçlarınız, savcılarınız, sorgu yargıçlarınız, cezaevi yöneticileriniz de onlardandır aslında.''


    Kitap Yekaterina Maslova (Katyuşa) adındaki bir hayat kadınının o gece birlikte olduğu adamı zehirleyerek öldürmesi ve parasını çalmış olduğu iddiasıyla bir mahkeme salonunda başlıyor. Prens Dmitri İvanoviç Neflüdof ise bu davada jüri üyesidir. Yıllar sonra Katyuşa'yı bir mahkeme salonunda görüp hatırlamasıyla Neflüdof'un dirilişi başlamaktadır. Neflüdof yıllar önce halalarının evinde bu hizmetçi kızı iğfal ettiği için bu kötü hayata ve cezaevine kendi yüzünden düştüğüne inanarak derin bir vicdan azabıyla sarsılır. Ve bu uyanışla birlikte tüm çaba ve vaktini Katyuşa için sarfetmeye hazırdır. Nereye giderse gitsin hangi cezayı alırsa alsın peşinden gitmeye razıdır. Ve evlenmek istediğini her fırsatta dile getirmektedir. Neflüdof'un zengin ve saygın yaşamını böylesine değiştiren sadece Katyuşa değildir elbet. Bu ahlaki ruhsal dirilişte birçok suçlu ondan yardım beklemektedir. Fakat Neflüdof'un varoluşsal duruşu, ahlaksız hale gelmiş bir toplum karşısında dürüst olma ve doğru yolu bulma çabaları epey sancılı geçecektir.

    ''Bu çeşit uyanmalardan sonra yaşayışına bir daha hiç ayrılmamaya kararlı olduğu bir yön verirdi. Günlük tutmaya başlardı. Ömrünün sonuna dek süreceğini umduğu yepyeni bir yaşam olurdu bu. Ama dünya nimetleri her keresinde avlardı onu. Kendi de farkında olmadan gene düşerdi. Üstelik bir öncekinden daha kötü bir düşüş olurdu bu.''

    Kafasındaki sorulara sürekli yanıt arayan Neflüdof, Katyuşa'nın bu halinden artık tümüyle kendini sorumlu tutmaktadır. Ve Neflüdof şöyle düşünür:

    ''İki gülümsemede de aynı anlam vardı. Yalnız tek ayrılık var aralarında. Bu açık açık, 'Bana gereksinimin varsa al beni. Yoksa çek arabanı,' diyor. Ötekiyse bunları düşünmüyormuş, birtakım soylu duyguları varmış gibi göz boyamaya çalışıyor. Numara yapıyor. Oysa ikisinin de hamuru aynı. Bu hiç değilse yapmacık değil. Öteki yalancı. Dahası var, bunu yoksulluk düşürdü bu duruma; oysa öteki bu hoş, iğrenç, korkunç tutkuyla oynuyor, eğleniyor.''

    Kitapta Rus toplumu anlatılsa da 'evrensel' konuların yer aldığını düşünüyorum. Resmi batıl inançlara karşı çıkmak, ceza sistemi, soylu ya da aşağı sınıf olmak, köylü, toprak sahibi, devrimciler, siyasi suçlular, kadın erkek, aşk, vicdani duygular... Ve daha fazlası. Kitabın Suç ve Ceza'yı ya da Ölüler Evinden Anılar'ı hatırlatacağını düşünüyorum yer yer. Ben Tolstoy'un vicdani duyguları böylesine açık ve net anlatmasından çok etkilendim. Tolstoy'un yaşamının son yıllarında din konularına ağırlık vererek, kilisenin batıl inançlarını ayıklayarak geçirdiğini düşününce kitabın sonu her ne kadar eleştiriye açık olsa da belki Tolstoy'a göre böyle bitmesi gerekiyordu. Onun tek amacı Katyuşa Ve Neflüdof'un hikayesini anlatmak değildi çünkü. Bir vicdan muhasebesiydi. Kitabı baştan sona, sadece Katyuşa ile Neflüdof'a ne olacak diye merak edip okuyanların az da olsa hüsrana uğrayacağını düşünüyorum.
    Kimsenin tümüyle suçsuz ve masum olmadığını dile getiren, insan olmanın önemine dikkat çeken Tolstoy'un bu eseri okunmalı bence. Tavsiye ederim. Kitap hakkında bahsedilecek çok konu var. Aynı cümleler ile tekrara düşmek istemem. Son olarak: İyi ki böyle eserler var diyorum! Var ki; hatırlattığı başka değerli eserleri tekrar tekrar okutturma arzusu hissettiriyor insana...
    Keyifli okumalar dilerim.
  • #gorki nin bu eseri kendi hayatını yazdığı üçlemeden sonuncusu. Okuma ve eğitim alma aşkıyla yanan bir genç üniversite eğitimi için Kazana gelir. Ama okuyamaz. Bunun sebebi ise hayat üniversitesiyle karşılaşmasıdır. Hayattan alabileceği bütün dersleri alır. Hayatla iç içe geçmiş, görmüş, öğrenmiş ve mezun olmuş.
    Oğuz atay'ın Tutunamayanlar adlı kitabında benim üniversitelerim kitabının ayrı bi yeri vardır. Bu yüzden tekrar okumak istedim. Zaten klasiklerin şöyle bir özelliği var: tekrar okuduğunuzda her zaman farklı bir yönünü görürsünüz. Her yıl yada her yaş için farklı sonuçlar elde edersiniz. #klasik eserler bu yüzden asla eskimez, asla ölmezler. Kesinlikle tavsiyemdir.
  • Mükemmelliğin Rehberi'ni okuduğum da hayatımda yer almıştı Robin Sharma. Farklı bir adam. Bu kitabında ise kendisi gibi avukat olan bir bireyin uyanışını anlatmış denilebilir. Ruh hallerini betimlemiş. Okurken kendiniz de betimlenen duyguyu hissediyorsunuz. Bunu bende yaşamıştım ya da yaşıyorum diyebilirsiniz. İyi bir kitap. Seni, sana anlatıyor.
  • Böyle derleme kitapları aslında çok fazla tercih etmem ama bu kitabı okumaya başlayınca iyi ki almışım dedim.Gerçekten adı gibi içinde 50 muhteşem hikâye var,bazıları bildiğim bazıları ise bu kitap sayesinde tanışmaya imkân bulduğum yazarlara ait.Hiç sıkılmadan keyifle okunabilecek kısa hikâyelerden hoşlanıyorsanız bu kitabı mutlaka kütüphanenize ekleyin.
  • Kitabın başında yazar kendini, New York'un en mutsuz gençlerinden biri olarak tanımlıyor ve başından geçenlerden, kitabı yazma serüvenine kadar birazcık özgeçmişinden bahsediyor bize. Daha sonra bu kitaptan istifade edebilmek için yapılması gereken 9 öneriyi belirtiyor ki gerçekten faydaya değer. Ve bölüm bölüm ruhunuza hitap etmeye başlıyor.

    Üzerini çize çize, not ala ala okuduğum bu kitabın bir özetini çıkardım ve slayt haline getirmeyi planlıyorum. Çünkü yaşam koçum Sinem bana; "Bu kitabı okurken yazarın kendin olduğunu düşüneceksin ve bana 1 saatlik bir sunum yapacaksın! Seni Dale Carnegie olarak görmek istiyorum karşımda." dedi. Ön hazırlıklarım tamam ve yaklaşık 20 günlük bir süre içinde bu sunumu yapmayı planlıyorum.

    Sizlere tavsiyem, eğer ki bu kitabı hayatınıza monte etmeyi planlıyorsanız, bu tarz bir çalışma yapmanız.

    Unutmayın; "Üzüntüyü bırakın, yaşamaya bakın."

    Saygılarımla...
  • Mathieu nun iç dünyası özgürlüğünden vazgeçemezken bir çok kişiyi kaybetmesini anlatıyor okunmaya değer varoluşçuluğu yansıtan bir kitap fazla uzatmak istemiyorum okumanızı tavsiye edebilirim
  • "Bu son değil. Hatta sonun başlangıcı bile değil. Ama belki başlangıcın sonu olabilir."
    Diye bir cümleyle bitiyor kitap.
    Psikiyatrinin Bilinmeyen Öyküsü" psikiyatri tarihini, kötüleri ve iyileri ayıklamadan yazılmış, tarafsız bir kitap. 3 kısımdan oluşan kitabın içeriği psikiyatrinin doğum zamanından günümüze olan yolculuğu. Alan içi ve meraklısına son derece güzel kaynak bir kitap olmuş.
  • Bilim adamı olan Francis bacon mesleği gereği bilginin gücünü iyi kavramış biri olmasıyla beraber ütopyasında bununla ilgili bir ada ülkesinin modelini anlatmıştır. Zaten kısır bir eğitim olarak gördüğü Aristotelesçi eğitim sistemine karşı çıkmış ve hep yeniliklere açık olmuştur. Rönesans son dönemlerine denk gelmesiyle insanların bilimle daha güzel bir hayat yaşayacağı fikrini yaymak istemiştir. O dönem skolastik düşüncenin bilimin önünü tıkmasıyla bilgiden uzaklaşmanın yanlışlığına karşı çıkmıştır.

    Benim fark ettiğim diğer bişey de eserde George Orwell in 1984 gibi gelecek ile yönetim şeklinden ziyade gelecekteki bilimi kurgulamış gibi geldi bana. Bilim kurgu filmi gibi teknolojinin geleceğini kurgulamış .
1965 de Samsun'da doğdu. Teknik Lise elektrik bölümünden mezun oldu.Eskişehir Anadolu Ü. İktisat Fakültesinde okudu.
Felsefe, psikoloji, sosyoloji ağırlıklı yayın ve tüm yazılı çalışmalar ilgi alanına girmektedir.
Yayın redaksiyon hizmeti de vermektedi
Şair, yazar, danışman
Üniversite
Samsun
Samsun
Erkek
216 okur puanı
22 Eyl 2016 tarihinde katıldı.
2018
107/140
77%
2 günde 1 kitap okumalı.
En çok okuyanlar'da 187. sırada.

Okuduğu kitaplar 239 kitap

  • Şeker Portakalı
  • Goethe ve Schiller’den Aforizmalar
  • Sosyal Politika
  • İcat Çıkarma!
  • Sosyal Bilimlerle Çağı  Yorumlamak
  • Yeni Bir Dilin İnşası
  • İnsansız Dünyalar İnsansız Hayatlar
  • Sosyal Bilimlerle Çağı Yorumlamak
  • Vakti Kuşanmak
  • Mantık Yanlışları

Kütüphanesindekiler 236 kitap

  • Şeker Portakalı
  • Goethe ve Schiller’den Aforizmalar
  • Sosyal Politika
  • İcat Çıkarma!
  • Sosyal Bilimlerle Çağı  Yorumlamak
  • Yeni Bir Dilin İnşası
  • İnsansız Dünyalar İnsansız Hayatlar
  • Sosyal Bilimlerle Çağı Yorumlamak
  • Vakti Kuşanmak
  • Mantık Yanlışları

Beğendiği kitaplar 236 kitap

  • Şeker Portakalı
  • Goethe ve Schiller’den Aforizmalar
  • Sosyal Politika
  • İcat Çıkarma!
  • Sosyal Bilimlerle Çağı  Yorumlamak
  • Yeni Bir Dilin İnşası
  • İnsansız Dünyalar İnsansız Hayatlar
  • Sosyal Bilimlerle Çağı Yorumlamak
  • Vakti Kuşanmak
  • Mantık Yanlışları

Beğendiği yazarlar 13 kitap

  • İbrahim Emiroğlu
  • Taha Akyol
  • Atasoy Müftüoğlu
  • Gürdal Öztürk
  • Abdulkadir Şenkal
  • Afşar Timuçin
  • Jiddu Krishnamurti
  • İlber Ortaylı
  • Marlo Morgan
  • Dostoyevski