Yıl 2012... Maceranın başlangıcı... İlk kitabından bu yana heyecan ve merakımı biraz olsun azaltmadan devam eden muhteşem seri... Hikâye 7. kitapla da bitmedi. Merakla, umutla ve kafamda sayısız senaryolarla yeni kitabı bekliyorum.
Yalom, grup terapisi seanslarına katılan ama herhangi bir ilerleme kaydedememiş olan yazar danışanı Ginny ile bireysel terapi seanslarına başlama kararı alıyor fakat seans ücretini Ginny ödeyebilecek durumda değil. Bunun üzerine Yalom, danışanından ücret yerine her seansın sonunda seans ile ilgili rapor yazmasını ister. Aynı raporları Yalom da yazar ve böylelikle ortaya güzel bir eser çıkar. Bu noktada bence kitabın alt başlığı olan “İki Kere Anlatılan Terapi”, içeriği daha açıklayıcı hale getirmiş. Asıl başlığın bu olması gerektiğini kitabı okuduğum süre boyunca düşünmüşümdür.
Irvin D. Yalom böyle bir yöntemi ilk kez kullandığını ve çeşitli yararlarını gördüğünü belirtiyor. Danışanı Ginny’yi yazma konusunda teşfik ediyor ve ona kendisini geliştirmesi açısından güzel bir fırsat sunuyor. Yani bir taşla iki kuş diyebiliriz; hem terapi hem mesleki gelişim.
Terapi iki yıl kadar sürüyor ve bu zaman içerisinde altı ayda bir yazılan kişisel metinleri birbirlerine okumaları için veriyorlar. Böylelikle terapi sırasında söylenmeyen ya da ifade edilemeyen düşünceler gün yüzüne çıkıyor.
Kitabın seans hakkındaki kişisel yorumların bulunduğu kısa metinlerden oluşuyor olması nedeniyle edebi bir yön taşıdığını söyleyemeyiz. Bazı okurların kitabı beğenmemiş olma sebebi de budur. Fakat eser bize tam da bu noktada yarar sağlamakta. Şöyle ki terapi seanslarını, hasta doktor ilişkisini, karşılaşılan problemlerin çözümünü, iyileşme sürecini adım adım takip etme olanağı sunuyor. Psikoterapi sürecini merak edenler için eser oldukça aydınlatıcı bir niteliğe sahip. Buna ek olarak PDR, Psikoloji ya da Psikiyatri alanında çalışanlar veya bölüm öğrencisi olanlar (özellikle öğrenciler) için harika bir kaynak kitap niteliğinde olduğunu söylersem yalan olmaz.
Kiminin beğenemeyip yarıda bıraktığı
Milleti değiştirmek istiyorsak maarifi değiştirelim önce. Her yenilik mektepte başlar ve vukû bulur. Bir öğretmenin tek görevi sadece konuyu anlatıp geçmek midir? Muallim dediğin bir nesil yetiştirir. Görevi bu kadar kolay olmamalı. Peki nedir bizim milletimizin maarif sorunu? Sadece müfredat mı? Sınav sistemi mi? Yoksa yanlış giden, düzeltilmesi gerek ve gözden kaçırılan başka hususlar mıdır? İşte Türkiye'nin Maarif Davası bunun cevabını ve neler yapılması gerektiğini anlatıyor bize.
Bir milleti kurtarmak, bir yenilik ya da temiz yepyeni bir başlangıç yapmak maarif yolundan geçer.
Kitabı okurken eleştiri üstüne eleştiri yapmak ve oturup biraz düşünmek gerek. Kitabı okuyacak olanlara şimdiden önerimdir ki bir sözlük alın yanınıza ve sadece okumayın. Düşünün, tartışın, sorgulayın. Kitabı okumuş olanlar ise zihinlerinde münakaşayı çoktan gerçekleştirmiştir zaten.
Grisha serisinin büyük bir hayranı olarak söylemeliyim ki gerçekten harika bir kitaptı. Seriyi daha 2 kez okudum ama bütün senaryoyu bilmeme rağmen sıkılmadan ve aynı heyecanla tekrar tekrar okuyacağım bir kitap dizisi. Şiddetle tavsiye ederim :))
Tahminlerimin tamamen yanlış çıktığı ve sonunun hiç beklemediğim gibi bittiği bir kitaptı. Konusunu ve anlatım tarzını da oldukça beğenmiştim. Wulf Dorn harika bir esere imza atmış