Elveda Güzel Vatanım, yüreğime dokunan, satır aralarında derin izler bırakan bir roman oldu. Okurken hem vatan sevgisinin ağırlığını hem de aşkın kırılganlığını iliklerime kadar hissettim. Şehsuvar Sami’nin idealleri uğruna yaşadığı iç savaş, Ester’e olan aşkıyla birleşince insanın kalbinde acı bir güzellik bırakıyor. Her sayfada hem bir dönemin hüzünlü vedasını hem de insanın sevdiklerine, inançlarına ve ülkesine dair içten bir özlemini gördüm. Roman bittiğinde, sanki ben de kendi içimde bir “elveda” fısıldadım; geçmişe, kaybolan masumiyetlere, ama aynı zamanda umuda. Elveda…
Sevgili Kitap Dostlarım,
Sevgili kitap dostlarım,
Bazı kitaplar vardır; yüksek sesle konuşmaz ama okurun içine doğru sessizce yürür. Rip Akıntı: Hayat tam olarak böyle bir kitap.
Murat İsfan Korkmaz, bu eserinde hayata karşı kulaç atan insanın aslında en çok kendisiyle boğuştuğunu hatırlatıyor bize.
Kitabın ana omurgasını “rip akıntısı” metaforu oluşturuyor. Denizde insanı kıyıdan açığa sürükleyen bu görünmez güç, yazarın kaleminde;
hayatta fark etmeden içine çekildiğimiz duygulara, alışkanlıklara ve yanlış yönlerde verdiğimiz tepkilere dönüşüyor.
Mesaj net:
Bazen mücadele etmek değil, yön değiştirmek kurtarır.
İçerik bakımından kitap; kişisel farkındalık, duygusal dayanıklılık ve hayatla kurulan ilişki üzerine ilerliyor. Öğretici olmaktan çok eşlik eden, nasihat vermekten çok ayna tutan bir anlatımı var. Yazar okura “şunu yap” demiyor; “bak, burada ne oluyor?” diye soruyor.
Yazım dili sade, akıcı ve yer yer şiirsel. Karmaşık kavramlar yok; ama basit cümlelerin altı oldukça dolu. Bu da kitabı tek solukta okunabilir kılarken, bazı sayfalarda durup düşünmeye zorluyor.
Özellikle zor zamanlardan geçen okurlar için kitap bir reçete değil; bir nefes alanı gibi.
Rip Akıntı: Hayat, hayata karşı daha sert yüzmeyi değil,
akıntıyı tanımayı öğreten bir kitap.
Ve belki de en kıymetlisi:
İnsana, kaybolduğunu sandığı yerde bile yön bulabileceğini hatırlatıyor.
Sevgiyle ve kitapla kalın.