Ayşe Sayım

8/10
·416 syf.··
2025 23. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2025 10:11
Márquez’in Doğu Avrupa’da Yolculuk kitabını bitirdikten sonra, beni götürüp bıraktığı Sovyet Rusya’dan çıkamadığımı söylemiştim. Stalin’in Sovyet Rusya’sını biraz daha yakından tanımak için elime aldığım bir kitaptı bu. Bunu yaparak kendime iyilik mi ettim, bilmiyorum. Edebiyatta yaşadığım en sert yüzleşmelerden biri oldu. Ve kendime şu soruyu sordum: “İnsanlık bu kadar acıyı nasıl taşıyabiliyor?” Şalamov, bu kitabı 17 yıllık Gulag tecrübelerinden yola çıkarak yazmış. Kısa öykülerden oluşan eser, herhangi bir mesaj kaygısı taşımaksızın, büyük bir serinkanlılıkla kaleme alınmış. Eseri okudukça, bu serinkanlılığın zamanla yazarın kimliğine nasıl sindiğini satır aralarında hissediyoruz. Netflix’te izlediğim Dönüm Noktası: Bomba ve Soğuk Savaş belgeselinde şöyle bir cümle geçiyordu: “Hitler’in toplama kampları aracılığıyla yaptığı katliam tüm dünya tarafından kınandı, fakat Stalin’in uçsuz bucaksız Rusya coğrafyasının ücra köşelerinde kurduğu cezalandırma kamplarında olan bitenlerin çok azı dünya tarafından bilinir.” İtiraf etmeliyim ki, bu kitabı okuyana kadar orada neler olup bittiğini bu denli detaylı ben de bilmiyordum. Dostoyevski’nin tüm dünyaya bıraktığı yazınsal miras, böylesi çalışma kamplarının üzerine kuruludur. Büyük usta, çarın idam mangası önündeyken son anda gelen bir emirle ölümden kurtulmuş ve Sibirya’ya sürgün edilmiştir. O yıllar boyunca, gelecekteki roman kahramanlarına hayat verecek olan mahkûmlarla tanışmış ve -kendi deyimiyle- Rus toplumunun ruhunu orada tanımıştır. Fakat Stalin’in çalışma kamplarının koşulları Dostoyevski’nin sürgün yıllarınındaki kampların koşullarından çok daha ağırdır. Şalamov, bu eserinde Dostoyevski’nin sürgün anılarını kaleme aldığı Ölüler Evinden Anılar’a atıfta bulunarak bu değişime vurgu yapar. Kitapta onlarca insanın
Kolıma ÖyküleriVarlam Shalamov · Jaguar Kitap · 2019182 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?

Ayşe Sayım

, bir kitap okudu
10/10
·448 syf.··
Beğendi
·
13 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2025 14:59
·
2025 24. kitabı
Yuval Noah Harari
8.6/10 · 761 okunma
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2025 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2025 10:46
2021 yılının sonuna doğru Doğu Almanya’ya taşındım ve 2022 itibariyle Doğu Almanya şehirlerini gezmeye başladım. Tarihi dokusuyla, mimarisiyle, sokaklarıyla her bir şehir beni ayrı ayrı büyülüyordu. Her birinde, kanatlarım varmışçasına özgür hissettiğim anlar yaşıyordum. Dresden’deki Prensler Duvarı’nda on asır öncesine, Erfurt Katedrali’nde Ortaçağ’a, Goethe ve Schiller’in Weimar’daki müzeye dönüştürülmüş evlerinde üç yüz yıl öncesine gitmiştim. Gidebildiğim kadar geçmişe gitmiştim gitmesine de, bu bölgenin sadece elli yıl önceki tarihinden habersizdim. Uzun lafın kısası, adım adım Doğu Almanya’yı gezerken, ölü ideolojilerin kemikleri üzerinde yürüdüğümün farkında bile değildim. Bu kitap bana bir şeyi hatırlattı: bir zamanlar SSCB diye bir şeyin var olduğunu. Zaman makinama bindim ve Márquez’in eşliğinde 1950’lerin Demir Perde ülkelerine bir yolculuğa çıktım. Bu eser, Márquez’in 1950’li yıllarda iki arkadaşıyla birlikte SSCB’nin himayesi altındaki Doğu Avrupa ülkelerine yaptığı gezilerin bir güncesi. Sırasıyla Doğu Almanya, Çekoslovakya, Polonya, Rusya ve Macaristan’a yaptığı seyahatlerden kesitleri okuyoruz. Yazar, kimliğiyle özdeşleşmiş büyülü gerçekçiliği bir kenara bırakıp, bu kez gerçekliğin büyüsünü yazıya döküyor. Márquez, kalemi güçlü bir yazar – ki bunu ifade etmeye bile gerek yok – ve gözlem ile muhakeme yeteneğini edebiyatla harmanlayarak muhteşem bir iş ortaya koymuş. Üç arkadaş Frankfurt’tan yolculuklarına başlıyor ve ardından Doğu Almanya’ya giriş yapıyorlar. Berlin, Prag, Varşova, Moskova, Budapeşte… Sırasıyla tüm bu şehirlere trenle seyahat ediyorlar. Sınır kontrolleri, şehirlerin günlük hayatı, toplumsal yaşam, ekonomik düzen… Yazar, gazeteci kimliğiyle olayları derinlemesine inceliyor ve gittiği her yerde toplumun nabzını tutuyor. Rusya dışındaki
Doğu Avrupa'da YolculukGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 20231,410 okunma
5/10
·383 syf.··
2025 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2025 10:52
Abigail ile birlikte Magda Szabo külliyatını bitirmiş bulunuyorum. Aferin bana! Lakin pek şah şahalı bir kapanış olmadı. İyi ki ilk okuduğum romanı olmamış çünkü Szabo ile daha yolun başında hikayemiz son bulabilirmiş. Macar Edebiyatı tutkunu olduğumu bilen bilir. Bana bu sevgiyi aşılayan da, Budapeşte yollarına düşüren de Magda Szabo’dur. Fakat bu romanını hayli zayıf buldum. Yıl 1940’lar. İkinci Dünya Savaşı zamanları. 14 yaşındaki Gina başkent Budapeşte’de yaşamını sürdürmekteyken babası tarafından Macaristan’ın taşrası sayılabilecek uzak bir şehrine yatılı okula gönderilir. Burası Hristiyan değerlere katı bir şekilde bağlı yatılı bir kız okuludur. Bu okulda alınan ve gönderilen mektuplar kontrolden geçer, çocukların velilere okula dair şikayette bulunması yasaktır falan, bir nevi hapishane. Gina burdan kaçma planları yapar ve olaylar öylece gelişir. İlk yüzelli sayfada gerilim baya yüksekti, elimden bırakamadım. Ama sonra baya sıkıcı bir hal almaya başladı. Hadi Szabo’nun hatırı var okuyayım diyorsun ama ne yalan söyleyeyim bana pek bir şey katmadı bu kitap. Gina özel bir karakter tabi. Cesareti, özgürlüğüne olan düşkünlüğü insanı büyülüyor. Ama asla Katalin Sokağı’nın Blanka’sı, İren’i veya bir Balindt’i gibi ya da Yavru Ceylan’ın Ezster’i gibi insanın aklına kazınmıyor. Ha! Yine de bir döneme tanıklık ediyoruz o ayrı. Mesela Hristiyan bir kız okulunun koşullarına, bir takım dini öğretilere, bir dünya savaşının seyrine vs. Ama edebiyatın başka zenginliklerine dalmak varken bu kitaba zaman ayırmak çok gerekli mi emin değilim. Bu eser gençler için yazılmış, yani 15-17 yaş grubu için falan sanırım. O yaş grubu için belki önerebilirim ama kesinlikle Szabo’nun tarzını yansıtan bir yapıt değil. Gerçi Szabo kendini tekrarlamayan bir yazar. Tarzı şudur da diyemeyeceğim
AbigailMagda Szabo · Yapı Kredi Yayınları · 2024285 okunma