Ayşe Sayım

Ayşe Sayım

, bir kitap okudu
8/10
·407 syf.··
11 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2026 08:47
·
2026 21. kitabı
Erica Jong
7/10 · 5 okunma
Reklam
8/10
·480 syf.··
2026 20. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2026 11:27
Rahmetli İlber Ortaylı hocanın önerdiği kitaplar arasında görüp listeme almıştım bu kitabı seneler evvel. 20. Yüzyıl Avrupa Edebiyatında derinleştikçe kıtanın politik tarihine de merak saldım ve yüzyıllar boyu Avrupa Kıtasının büyük bir bölümüne hükmetmiş, o zamanın dünyasının şimdilerin deyimi ile süper güçlerinden biri olan Habsburg hanedanlığını tanımaya karar verdim. Onikinci yüzyıldan başlıyor yazar anlatmaya, hanedanlığın doğduğu zamanlardan. O dönemin bir diğer büyük güçlerinden olan Osmanlı’nın da adı sıkça geçiyor haliyle. Savaşlar, fetihler, Sanayi Devrimi ile değişmeye başlayan dünya düzeni, değişen güç dengeleri ve çöküş. Kapsamlı bir tarih anlatısı. Yazarın dili akıcı, tespitleri çok yerinde. Yansız, pozitifliklere de ve negatifliklere de aynı ölçüde mercek tutuyor. Fakat yoğun bir eser. Tutkulu tarih okuyucuları için yorumum elbette sığ kalacak ama üst üste boca edilmiş bilgiler yığını bu eser. Akademik bir kaynak demek doğru. Hanedanlığın tarihini anlatırken bir soy ağacını takip ediyor. Dededen toruna benzer isimler olduğu için hikayeler, savaşlar, seferler birbirine karışıyor. İlk bir kaç yüzyılı okumak bir parça sıkıcıydı. Son bir kaç yüzyıla gelindiğinde, özellike Sanayi Devrimi ve sonrasında İmparatorlukta yaşanan devinimler hayli ilgi çekiciydi. Maria Theresa’nın anlatıldığı kısmı bilhassa çok severek okudum. Bir kez daha altını çizmeliyim ki, tutkulu bir tarih okuyucusu değilim. Tarihe daha ziyade edebiyatın penceresinden tanıklık etmeyi severim. Bu sebeple böylesi akademik bir eser beni biraz yordu. Ama elbette tarih merakı güçlü okurlar için zengin bir başvuru kaynağı.
HabsburglarMartyn Rady · Kronik Kitap · 2021117 okunma
9/10
·135 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 09:08
Ne kadar güçlü bir metin bu böyle. Her satırı bıçak gibi. İkinci dünya savaşının yakıp yıktığı bir ülke, usta bir kalemin dokunuşu ile bir anlatıda hayat bulunca böyle bir şey çıkmış ortaya. Yazar Stig Dagerman 1946’nın sonbaharında çalıştığı gazete tarafından savaş sonrası hayatı gözlemlemek üzere Almanya’ya gönderilir. Günlerce şehir şehir gezen Dagerman, gazeteciliğinden ileri gelen dikkatle edindiği gözlemleri, şair ve yazarlığının verdiği belagat gücüyle harmanlayarak akıl almaz bir resim sunar okuyucuya. İtiraf etmeliyim ki, İkinci Dünya Savaşının şiddetinde ezilmiş Almanya’ya hiç böyle bir pencereden bakmamıştım. Yıkılmış evler, mülklerini kaybeden insanlar, camları tahtalarla çivilenmiş, vagonlarında tıkış tepiş seyahat edilen trenler, aç çocuklar… Ve bütün bunları böylesi yetkin bir kalemin çizdiği resimden görmek. Usta yazar olmak dedikleri böyle bir şey işte; kalemini sihirli değnek misali gerçekliğe dokundurup büyüleyici bir kesit ortaya koymak. Bu kitabı çok sevdim. İkinci Dünya Savaşını anlamak 20. Yüzyıl insanlığını anlamaktır. Bu noktada bu kitabın çok önemli bir kaynak olduğunu düşünüyorum.
Alman SonbaharıStig Dagerman · Everest Yayınları · 2015112 okunma
École Normale'e giderken metroda aynı cümle bütün bedenimde yankılanıyordu: Başarırsan kurtulursun. Başka bir şey düşünmeye çalışıyor ama kendimden kaçamıyordum, sözcükler ve gerçeklik benden daha güçlüydü, başka bir düşünce üretemiyordum, Başarırsan kurtulursun.
Yoksul kesimlerden gelen çocuklar üniversiteye girmeyi bir tür kutsanma olarak görüyordu, oysa üniversite diplomaları, özellikle de küçük bir şehirden alınmışsa, değerini uzun zaman önce yitirmiş oluyordu.
Reklam