Ayşe Sayım

8/10
·208 syf.··
2025 74. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 05 Kasım 2025 10:51
Ölülerle oturup çay içme fırsatınız olsa nasıl olurdu? Bir mezarlığa oturup sırasıyla ölülerin yaşamlarını kendi ağızlarından dinleseydiniz. Sıradan insanların sıradan hayatları. Ama, edebi eserleri yorumlarken zaman zaman dile getirdiğim bir şey var bu eserde; sıradanlığın sıradışılığı. Avusturya’nın ücra bir kasabası olan Paulstadt’ın mezarlığında yatan bir grup ölü insanı konuşturmuş yazar. Göç, göçmenlik, annelik, evlilik, aşk, sevgi… yaşama dair herşeyden biraz biraz var bu kitapta. Hayata sağlam tutunanlar, hiç tutunamayanlar, kök salanlar, kader tarafından ordan oraya savrulanlar. Hayat işte, hepimizinki gibi. Bazen bir otobüs durağında beklerken yanınızdaki bir ihtiyar dayanılmaz yalnızlığının beslediği bir konuşma arzusu ile kaybettiği gençliğinden, hatalarından, kayıplarından ya da özlemlerinden bahsetmeye başlar ya hani. Üç dakika sonra otobüs gelecektir ama fark etmez. O üç dakikaya ne sözcükler sığar. İşte o üç dakikalara sığdırılmış minik hikayelerin derlemesi gibi bir eser bu. İnsanı kendinden alıp götüren cümleler, yaşamın eksenini değiştiren hikayeler yok bu kitapta. Nitekim yazarın öyle bir iddiası da yok. İddiasız bir manzsaraya bir pencere açıp öylece izletiyor okura. Ve hikayeler, pencereden içeri sızan ılık bir meltem gibi dolduruyor insanın içini. Robert Seethaler’in dünyasına girdiğim günden beri hiç bir eseri Tütüncü Çırağı’nın yerini tutamadı henüz. Fakat yazarın her bir eserinde insanı koşulsuzca kuşatan bir şey var, adını koyamıyorum. Kolay okunan, akıcı bir eser. Tavsiye ederim.
ToprakRobert Seethaler · Timaş Yayınları · 2020505 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·356 syf.··
Beğendi
·
2025 73. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2025 12:18
Bu kitaba, benim için çok anlamlı olan bir kitapçı gezisinde tesadüfen rastladım. Der Bürgermeister von Casterbridge. Adının bende uyandırdığı merak ve gizem karışımı bir duygudan ötürü hemen kitabın türkçe çevirisini temin ettim. Aşağı yukarı dönemdaşları olan Anna Karenina, Buddenbrooklar gibi eserlere yaptığım gibi övgülere boğamayacağım, fakat yine de güzel bir kitaptı. Hep yaptığım gibi, gözümü kulağımı dört açıp yine bir zaman yolculuğuna çıktım. Ondokuzuncu yüzyılın son çeyreğine, İngiltere kırsalına. Michael Henchard bir köy panayırında sarhoş olup karısı Susan ve küçük kızı Elisabeth Jane’i Denizci Richard Newson’a satar. Kendine geldiğinde pişman olur fakat Denizci, Henchard’ın karısını ve kızını alıp çoktan uzaklara gitmiştir. Bu olaydan sonra Henchard bir daha içki içmemeye yemin eder. Yıllar akıp geçer, kahramanımız Casterbridge kasabasının belediye başkanı olur. Siyaset yoluyla saygınlık kazanmış, bir yandan da ticaretle uğraşarak servet biriktirmiştir. Fakat günün birinde eşi Susan kızı Elisabeth Jane ile birlikte çıkagelir. O noktadan sonra Henchard’ın hayatında dengeler değişmeye başlar. Bir yandan saygınlığını kaybetmemek için sırrını saklamaya devam etmesi, diğer yandan ticaret hayatında değişen dengeler yüzünden işini ve servetini koruması gerekmektedir. Olaylar öylece gelişir. Tipik bir Ondokuzuncu yüzyıl romanı bu. Edebiyat tarihine aşina olanların tahmin edeceği gibi önce gazetede tefrika edilmiş, sonra derlenip roman haline getirilmiş. Mansfield Park’ta da benzer bir yorumu yapmıştım; o günlerin televizyon dizileri bu romanlar. Nitekim bugün de, ılık rüzgarların estiği sonbahar sabahlarında elimde çayımla bu kitabı okurken bir dizi izliyormuşum hissine kapıldım ben de. Her seferinde başına “acaba şimdi neler olacak?” merakı ile oturdum. Öte
Casterbridge BaşkanıThomas Hardy · Yedi Yayınları · 2020251 okunma

Ayşe Sayım

, bir kitap okudu
7/10
·50 syf.··
1 saatte okudu
·
2025 75. kitabı
Stefan Zweig
7.2/10 · 39,1bin okunma