Bu zamanda, bunca asama kaydetmiş bir toplumda bile, Marguerite Duras'in ev ile yuva arasinda yaptıgı ayrım hâlâ geçerliligini koruyor. "Kadın yuvadır," diye yazıyor, erkeklere gelince, "onlar ev yapabilirler ama yuva yapamazlar." Bütün alternatif senaryolar ortak bir çabayı, dikkati, müzakereyi, tekrarı gerektiriyor. Biz -ben- bu gayreti göstermemeyi seçip işin kolayina kaçtık, hazırcılığı tercih ettik. Ben yuvamıza ve çocuklara baktım ve de kendi meslegimi kıyıya köşeye iterek aile hayatının yol açtığı yığınla yarım kalmış işle uğraştım. Kocam düzenli bir gelir sağladı, seyahatlere çıkabildi, işini büyüttü. Tabiri caizse evi o yapti, ara sıra da alışverişi yaptı. O suyun yüzünde daha çok durmaya başladıkça ben de bastığım yere büsbütün çakıldım. Bu dengesiz durumda kısılıp kaldığımızdan karşılıklı bir bağımlılık içinde bulduk kendimizi. Mutsuzduk ama memnuniyetsiz değildik.