Hayatta o kadar çok şeyle ilgileniriz ki, belirli bir durumda, henüz mevcut olmayan bir mutluluğun temeli atılırken, aynı sırada, çektiğimiz bir acının doruk noktasına çıkması oldukça sık rastlanan bir durumdur.
Bir insanın kaybedilmesinin doğurduğu haksızlıklar arasında bir tanesi var ki tarifi güç. Kaybolan kişi bir soyutlamaya dönüşüyor, o kişinin seninle aynı güneş ve aynı Ay’ın altında yaşıyor olması gerçek bir ihtimal olduğu için onun net bir resmini aklında tutman zorlaşıyor biri öldüğünde hayata vurdugu damga silikleşir ve dünyadaki hiçbir anıt, hiçbir anma töreni unutmanın önüne ses çekemez. Fakat hayattayken kaybolan kişi, faal ve teferruatlı bir biçimde değişiyor