Ayşe Sayım

Tarih Mussolinii’yi faşist bir soytarı, ikinci Dünya Savaşı’nda zayıf bir askeri hareket gerçekleştiren beceriksiz bir aptal olarak hatırlıyor, oysa Mussolini Libya’da bir soykırım gerçekleştirmişti.
Reklam
Şimdi farkına varıyorum ki ister oyalanmak için, ister yabancı bir şehri daha iyi tanıyabilmek için veya aceleyle bir mektubu postalamak, bir trene yetişmek ya da bir randevuya geç kaldığımda yapılmış olsun yaptığım yürüyüşlerin hepsi, bir şekilde kendimle karşılaşabileceğime dair mühim bir kuşku altında gerçekleşiyordu; yani çevresiyle uyum içinde yaşayan, bir kitabın bir bölümü gibi tam da yerinde var olan, yırtılıp atılmamış, Kendi başına bir anlam dünyası kurmaya terk edilmemiş bir diğer benle.
Bap el Aziziye Trablus‘ta Kaddafi’nin yaşadığı askeri karargahtı. Binanın altında diktatörün en azılı muhaliflerinin tutulduğu yeraltı zindanları olduğu yönünde hayal ürünü gibi görünen inanması güç hikayeler gelirdi kulağınıza o hikayelerin doğru olduğu sonradan ortaya çıktı. Katdafi, en güçlü muhaliflerini, hem yaşayanları hem ölüleri, arasıra onlara bakabilmek için yakınında tutmaktan hoşlanıyordu. Uzun süre önce ölmüş muhaliflerin cesetlerinin tutulduğu derin dondurucular ortaya çıkartıldı.
Odessa’daki şu meşhur oğul gibi-sanırım bir çok erkek evlat gibi-ben de, “mutlu bir adamın oğlu olsaydım keşke babam malı mülkü arasında geçirseydi son günlerini” diyordum. Ancak telemakhos‘tan farklı olarak, ben 25 yıl sonra hala babamın “sır ölümüne ve sessizliğine “dayanmak zorundayım. Cenazelerin nihailiğine imreniyorum. Kesinlikle kıskandırıyor beni. İnsanların elleriyle kemikleri kavraması, onları nasıl yerleştireceğine karar vermesi, toprak parçasının eliyle düzeltmesi ve bir dua okuması kim bilir nasıl bir şey.
Hiçbir şey yarım kalan kadar acı değildir.
Reklam